Makale 3

Âdem evlatları yokluk âleminden varlık âlemine gelinceye kadar hatsiz hesapsız ve çeşit çeşit menzillerden geçmişlerdir.

Bu makale şunu bildirecektir:

Âdem evlatları yokluk âleminden varlık âlemine gelinceye kadar hatsiz hesapsız ve çeşit çeşit menzillerden geçmişlerdir. İlk menzilleri toprak olmalarıdır. Topraktan sonra bitki oldular. Bitkiler âleminde de bir takım menzillerden geçtiler. Otu hayvan yedi, hayvan oldu.

Hayvanı insan yedi, insan oldu. Burada da birçok menzillere uğradı. Evvela nutfe oldu, sonra alâka oldu, sonra mudğa oldu, nihayet azası gelişerek ve suret bağlayarak insan oldu.1 Anasının karnından çıktıktan sonra bir müddet sütle gıdalandı, sonra ekmek, sonra et daha sonra türlü yiyeceklerle beslendi. Bu yolculuğu sırasında da birçok hâller ve değişimler geçirdi. Hâli, şekli, ahlâk ve tabiatı günden güne değişip gelişerek bütün yaşam şartlarını taşıyan mükemmel bir insan oldu. Baliğ olup da aklı kemale erdiği vakit, geçirdiği değişimlerin, uğradığı menzillerin birçoklarını unuttu. Aklında kalanlardan da nefret etti. O hâllerin, o menzillerin hiçbiri de ona hoş görünmez oldu.

Şu hâlde insan, bugün içinde bulunduğu menzili de hoş görmemeli; çünkü onlar gibi bu da geçecektir. Bu hâl ve bu menzilde evvelkiler gibi nahoş ve sevimsiz görünecektir.


Ey âdemoğlu! Sen evvel cansızdın. Sonra bitki daha sonra hayvan oldun. Ot iken seni merada hayvan yedi, sen de otlayan hayvanlara döndün. Sonra o hayvanı insan yedi. Bu defa da hayvanlıktan kurtularak insan oldun.

175

Ana rahminde iken gıdan kanla karışık maddelerdi. Oradan hayat bulup çıktıktan sonra evvela sütle sonra ekmek, et ve her türlü yemeklerle beslendin, akıl ve idrakin kemale erinceye kadar sayısız menzillerden geçerek büluğ çağına erdin.

(SAYFA 11) Şimdi o menzillerden hiçbiri hatrında yok; ruhun hepsini toz silker gibi silkti. O menziller tamamıyla hatrından çıktı. O menziller ki haddizatında çirkin oldukları hâlde sana güzel görünmüşlerdi.

180

Şimdi onlardan biri hatrına gelince akıllı bir insanın deliden ürktüğü gibi ürküyorsun. Mesela, anne sütü senin tarafından istenen ve canın gibi sevilen bir şey iken nihayet reddedilen ve istenmeyen bir şey oldu. Sevilenken sevilmeyen oldu. Şimdi onu hatırlayınca miden bulanır, içsen derhâl kusarsın. Çocuklara karışarak yapacağın eğlence, oyun vesaire hep böyledir.

185

Çocuklar gibi maskaralık yapmaktan çekinir, hatta onu çocuğun yapacak olsa çocuğunu dahi döversin. Sana o vakit güzel görünen şeyler şimdi çirkin oldu. İyice bil ki bu dönüp dolaşma, koşup seğirtmelerde bu emirlik, hatta padişahlıkta, bu süslü giyisiler, değerli taşlarla süslü taçlar, muşa’şa’ (gösterişli) debdebelerde, elhasıl, gönül bağladığın her şeyde isterse saltanat tahtı olsun hepsi de sana çirkin görünecektir. Her ne kadar önce tercih edilir ve seçkin görünmüşlerse de.

190

Sonunda bunları bırakarak o tarafa (ahiret tarafına) koştuğun zaman bunları da umursamayacaksın! Bu işlerden de sana nefret gelecek, bu gülşenler de sana birer diken görünecektir. Küçük çocukların oyunlarının, akılları kemale eren büyük insanlara hoş görünmediği gibi… İşte bu dünya halkının ciddi işleri de büyükler yanında böyle hakir ve değersizdir. Cihan halkının kavga ve gürültüsü, cihanın padişahlığı, refah sahiplerinin keyifli hayatları ve zevkleri

195

gönül ehillerinin yanında çocuk oyuncakları gibi kıymetsiz, toprağa katılmış ölülerden farksızdır. O menzillerden geçerken sana acı şeyler şeker gibi tatlı görünmüştü. Bunun gibi çirkin şeyler de güzel görünmüş, onlara olan rağbetin günden güne artmıştı.

Seni onlardan men etmeye imkân yoktu. Çünkü onlara olan aşkın, sana onları güzel göstermişti. Fakat aşk yok olunca onların çirkinliğini herkes gördü ve anladı.

200

İşte içinde bulunduğun menzil de böyledir. Daha büyük bir menzile erdiğin zaman, evvelkiler gibi, bu menzil de sana çirkin görünecektir. Evvel Kâbe gibi makbul iken sonra kilise gibi istenmez olacaktır. Bu sihirbaz dünya hilebaz bir koca karıdır. İşvesine aldanma! Hile yapmak için kendini bezer durur. Bu kötü maksatlı hilebazın sözüne kulak verme! Çünkü Cenabı Hak Kuranı Kerim’inde: “ennemel hayâtud dunyâ leibun ve lehvun…”2 buyurmuştur. Lehv ve la’ab insana hoş görünür.

205

Bu kocakarı sihir ve efsunla kendini genç gösterir. Fakat bu, hilebazlıktır. Bu dünya seni daha ne vakte kadar aldatacaktır?

Artık uyan da bu gaddardan uzaklaşmaya bak! Evvel katettiğin menziller de böyle süslü ve gösterişliydi. Sana sahte paraları altın göstermişler, iblisi huri diye methetmişlerdi.

(SAYFA 12) Bu sahtekâr kocakarı, sahte paraları gerçek para diye sürer. Bu hilesiyle senin belki yüz defa canını yakmıştır.

210

Artık kendine gel de bundan böyle aldanma, tâ ki üzerine hakikât güneşinden bir parıltı düşsün. O nur sebebiyle bu zulmetten kurtulasın, iblisten yakanı kurtarıp hürriyete kavuşasın. Çocukluğundan büluğuna ve ihtiyarlık çağına kadar uğradığın menzillerden her biri, senin yanında bir cihan değerinde idi. Onlar zehir oldukları hâlde sana bal görünmüşlerdi. O menzillerin çirkinliklerini o menzillerden geçtikten sonra anladın. Bulunmakta olduğun bu menzilden de geç de yoluna devam et!

215

Seferde menziller konaklama yeri değildir. Orada yerleşip kalmak isteyen, kördür, yersizdir. Bu dünya, uğrayıp geçilecek bir menzil olduysa, artık ona gönül vermek çocukluk olur. Ona meyil bağlamak körlükten, cahillikten doğar. İhlâs ile ibadet ve takvadan başkası hatadır. Yürü! Bu alçak dünyadan kurtul ki iblise ve şeytana mağlup olmayasın. Sonunda yerin cehennem olmasın, bela ve zillet yüzünden cennetten mahrum kalmayasın.

220

Dünyaya az bağlan ki kolay kurtulasın. Bu varlık kuyusundan ipsiz sıçrayıp kurtulmak mümkün değildir. Mademki ondan (Cenabı Hak’tan) saka tulumu gibi dolusun, neden taşkınlık ederek yüzünü şuna buna döndürürsün? Hakk’ın elinde bir oyuncak gibisin. Hareketlerin ve durgunluğun tamamıyla ve daima ondandır. Cisminin, canının zindeliği o “Hayy-ü Kayyum”dandır, akıl ve imanın da onunla ayakta durmaktadır.

225

Onun iradesi yönelmedikçe vücudunda bir damar hareket edemez. Fiillerin ve hareketlerin, daima ondandır. Sen ırmağın üzerinde akıp giden bir saman çöpü gibisin. Uykun, uyanman, yiyip içmen, hastalığın, sağlığın, hayrın ve şerrin hepsi de esrara vakıf olan Hak Teâlâ’dandır. Gözünü aç, iyi bak! Bütün varlığın ondan ibaret olduğunu açıkça görürsün. İki dünyada saf-tortu, iç-kabuk, hâsılı her şey odur.

230

Öyleyse kendini bırak da ona bağlan! Varlığı ve benliği kökünden sök at! Tâ ki sen o olasın ve benliğinden kurtulasın, canının değerini cananın hazinesine katasın! Bu mananın şerhi lisana sığmaz. Öyleyse bunu bırak da rebabı dinlemeye koş!

Notlar

  1. Mu’minun suresi 23/14 Sonra bu az suyu “alaka” hâline getirdik. Alakayı da “mudga” yaptık. Bu “mudga”yı da kemiklere dönüştürdük ve bu kemiklere de et giydirdik. Nihayet onu bambaşka bir yaratık olarak ortaya çıkardık. Yaratanların en güzeli olan Allah’ın şânı ne yücedir!
  2. Hadid suresi 57/20 Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. (Nihayet hepsi yok olur gider). Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve (ya) Allah’ın mağfiret ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir.
Önceki makale
Makale 2
Sonraki makale
Makale 4
Menü