Makale 31

Dünyanın bütün işleri ve nimetleri çirkindir, sevimsizdir. Fakat çeşni ve lezzet aracılığıyla ayıpları örtülmektedir.

Bu makalede şu açıklanacaktır:

Dünyanın bütün işleri ve nimetleri çirkindir, sevimsizdir. Fakat çeşni ve lezzet aracılığıyla ayıpları örtülmektedir.

(SAYFA 74) Nasıl ki süt emen çocuğa lezzetinden dolayı süt hoş gelir. Yemek yemeye başladığı zaman artık süt ona hoş görünmez, aksine tiksindirir. Bunun gibi çelik çomak vs. oyunlarda ona lezzetli gelirdi. Sonra onların çirkinliği ve faydasızlığı meydana çıktı. Şimdi artık onları alaya almaya, onları hor görmeye başlar. Dünyanın bütün işlerini bununla kıyas edin! Cümlesi de sevimsiz oldukları hâlde lezzetleri itibariyle bize hoş görünürler. Lezzetlerinin bir an için yokluğunu farz edin. Hepsi kötü, çirkin, tatsız, tuzsuz bir şey olarak karşınıza çıkar.

Meze (çeşni) altın, âlem bakırdır. Bize meze vasıtasıyla altın görünmektedir. Hakikâtte ise yaldızlı bakırdır. Yüzündeki mezeyi (yaldızı) kaldırınca bakırlığı meydana çıkar. Cennet zevklerinin ebedi ve kesintisiz olmasının sebebi şudur ki; iç, dış tamamen mezedir, lezzettir. Yaldızlı bakır değil, halis altın paradır. Öyleyse dünya vasıtası olmaksızın ahirete talip ol!

Tâ ki sonsuz cennet zevkleriyle sonsuza dek bir arada kalasın (Hâlidine fiha ebeda)!1


1755

Bu dünyanın altın göründüğüne bakma, yaldızlı bakırdır. Zevklerinin peşine takılıp da kuyuya düşme! Çünkü dünyada bulunan zevkler tamamıyla ödünçtür. Irmakta akan su gibi. Su, ırmağın değildir, membadan gelmektedir. Her ne kadar etrafa ırmaktan gidiyorsa da aynı su, yolunu değiştirerek ırmaktan başka yere giderse, ırmak taş gibi kupkuru kalır. Onun gibi..

Dünyanın zevkleri hep fanidir, tekrar asıllarına geri dönecektir.

1760

Dünyanın çirkinliği açık, seçiktir. Cennet görünen bu dünya, sonunda cehenneme döner. Evvel, memeden, sütten zevk alırdın. O zevk senden geçtikten sonra bunlar senin gözünde, çirkin ve tatsız oldu. O derecede ki o sütü şimdi içsen, kusarsın. Bunun gibi, bir zaman oyuna düşkün idin, onlara olan hırsından dolayı bir an bırakmak sana ölüm kadar güç gelirdi.

Senden o zevk geçtikten sonra ayıp görünmeye başladı, oyuna olan nefretin gittikçe arttı.

1765

O derecede ki çocukları ondan menetmek için döversin. Mütemadiyen azarlar ve uyarırsın. “Oyunda bir fayda yoktur, bırakın! Gönlünüzden sevgisini sökün, çıkarın! Mal ve yetenek kazanmaya bakın ki sonunda aç kalır, dilenirsiniz” diye.

Oyun, yerinde duruyor (aynı oyundur). Fakat sendeki bu nefret nedendir? Önceleri iyi olan, neden şimdi kötü oldu? Çünkü onun zevki geçti, lezzetsiz kaldı. Gönül, onu sinenden, fena fikir gibi, sürdü çıkardı.

1770

Hem şimdi aklın kemale erdi. Dünyayı kazanmak yolunun dalaverelerini öğrendin. İşte dünya dediğimiz şey tıpkı bu oyun gibidir, belki daha beterdir. Fakat sen, çocuklar gibi onun, fenalığından haberdar değilsin! Cenabı Hak dünya hakkında “lehv ve laab”2 buyurmadı mı? Allah Teâlâ bu hükmü kendi kelamında vermiştir.

(SAYFA 75) Allah sana seçkin bir akıl bağışlarsa Hak erleri (Merdan-ı Hüda) gibi sapasağlam fikir sahibi olursun, onların ilmi sana da ulaşır, sen de veliler sırasına girersin,

1775

yanında dünyanın çirkinliği açıkça görünür, geçer parayı, sahte parayı (halisini kalpını) anlar, seçer çıkarırsın. Cihana ve cihan ehline güleceğin gelir. Hepsini de zenciler gibi siyah yüzlü ve çirkin görürsün. Kârlarının zarar içinde zarar olduğunu anlarsın. Kendilerinin çocuklar gibi oyuncakla meşgul oldukları gözüne batar durur. Ömürlerini faydasız şeylerle boşa harcadıklarını, bozgunculuğu züht ve salâha tercih etmiş olduklarını görürsün. Öğütlerin kabulu onlara hapse tıkmak kadar ağır gelir, dünyaya olan hırsları artar.

1780

Dünyaya heves bağlamışlardır. Yiyelim, içelim, rahat yaşayalım, ondan fazla hisse kapalım diye uğraşırlar. Mal kazanalım, itibar kazanarak başa geçelim, dilenciler gibi sürünmeyelim derler. Gözünü açıp da baktığın zaman görürsün ki düşünceleri de, tuttukları yol da tamamen yanlıştır. Ey oğul! Hayat yolculuğunda bunların (süt içmek, oyun oynamak gibi şeylerin) birçok emsalini gördün. Hadde ve hesaba gelmeyen bu korkunç şeylerin hiçbirinden ibret almadın.

1785

Bu tarla, gözüne hâlâ hoş görünüyor, o leşi kabul ediyorsun.

Notlar

  1. Tevbe suresi 9/100 İslâmı ilk önce kabul eden muhâcirler ve ensar ile, iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük başarıdır. 

     Kuran’ı Kerimde “ebedi kalınacak cennetler” sözü daha birçok ayette geçmektedir.

  2. Enam suresi 6/32 Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?
Önceki makale
Makale 30
Sonraki makale
Makale 32
Menü