Makale 47

Koku, menzile rehberdir. Nasıl ki kokusu kediyi ete götürür. Koku alma kabiliyeti olan kişi canın kokusundan cana erişir.

Bu makalede şu açıklanacaktır:

Koku, menzile rehberdir. Nasıl ki kokusu kediyi ete götürür. Koku alma kabiliyeti olan kişi canın kokusundan cana erişir. Nitekim Cenabı Mevlana buyurmuşlardır:

KIT’A

Pirâhen-i Yusuf u bû mîresed
Vez pey in her do hod-u mîresed
Buy-ı mey la’l-i beşâret dehed
Kez pey men cam u kedu mîresed

Meali: “Yusuf’un ve gömleğinin kokusu geliyor. Bu ikisinin ardı sıra da kendisi gelecektir. Kırmızı şarabın kokusu müjde veriyor ki arkamdan sürahi ile kadeh geliyor.”

Koku, büyük bir rehberdir. Arzulayanı, arzulananın yüzüne kavuşturur. Nitekim Yakup aleyhisselam, Yusuf’un gömleğinin kokusu yardımıyla ona kavuşmuştur.


Misk kokusu seni misk ahusu tarafına kılavuzlar. Kokunun ehemmiyeti vardır. Bu söz tartışma kabul etmez. Kokuyu rehber edinen ön safa geçti, aslına çarçabuk kavuştu. Gömlek kokusu Yakup’a gelir. Hediye ve kaftan, sevilenlere verilir.

2950

Çünkü Cenabı Yakup, kokuyu duyduktan sonra gömleğe kavuştu ve gözleri sağlık buldu.

(SAYFA 120) Güzel koku gözü nurlandırır, fena diken bile olsa gülşen eder. Fena koku bilakis körlük getirir. İnsanın gönlündeki iyiyi kötüden ayırma yeteneğini giderir. Güzel koku o âleme istek uyandırır. Fazlalaşınca da Hakk’a kavuşmaya sebep olur. Fena koku, senin şehevani isteklerindir ki her lahza harap oluşun o yüzdendir.

2955

Böyle kokulardan geç! Böyle viranelerden çabuk uzaklaş! İçinde manevi kokuyu artır ki lütf-ı Hak’la her dem gelişesin. Ne mutlu o cana ki bu yolu kat ederek Hak erleri gibi menzile erişti. Hakk’ın kılıcıyla yol kesicilerin başını kesti. Hak’tan başkasından ders almadı. Muhakkak olarak önde gidenlerin önüne geçti, sadıklar arasında yer aldı.

2960

Lütf-ı ilahi civarında ortaya çıktı, çünkü alçak nefsi kahretti. Kendi nefsini öldürmek suretiyle düşmandan kurtuldu, melekler gibi yüce gökte yer tuttu. Ondan sonra ne olduğu söylenemez, açıklamalara da sığmaz. Oraya eriştiğinde bu, sana görünür. O din sultanı sana yüzünü perdesiz olarak gösterir. Bu ve bunun yüz misli (kabiliyetler) senin fıtratında gizlenmiştir. Hak ebedi mülkü sende tertip etmiştir.

2965

Sendeki o sır, sütün içindeki yağ gibidir. Sen, canların canısın. Kendini cisim sayma! Tensiz ve cansız olarak kendinden kendine sefer et! Çünkü varlık deryasının o incisine sahipsin. Eğer kendinde (varlığınla cihatta) yol alırsan, yükseklere uçarsın. Yaş, kuru, her şeyin üstüne çıkarsın. Zıtlardan, adetlerden kurtulursun, yüce birin yüzü sende belirir. Cenabı Ehad, sana yüz gösterince adetten geçersin. Hak gibi sınırsız, sayısız olursun.

2970

Artık senden “Ene’l Hak” sözü duyulur, çünkü bu türlü hâl sana Yezdan’dan gelmiştir. Hak, senden, sensiz olarak söz söylemiş olur.

Ondan sonra varlığı kökünden söker atarsın. Var görünürsün fakat yoksun! Nasıl ki bade içenler kendini kaybeder. Şarabı içenler ona (badeye) alet olurlar. O nereyi ister oraya giderler. Akılları o şarabın aleti olur, sarhoşluk nereye sevk ederse oraya giderler.

2975

Bundan dolayıdır ki sarhoşun sözü ve işi mazur görülür, çünkü onların hepsi şaraptan doğar. O iyi, kötü sözleri o değil şarap söylemektedir. Sarhoşluk geçince akıl hâkim olmaya başlar. Bundan sonra ondan ne ortaya çıkarsa onu yükümlü tutarlar. Çünkü sarhoşluk kaybolmuş, akıl harekete geçmiştir. Artık onun sözü herkesçe değer görür. Şarapta sarhoşlukla seni senden geçirecek kadar kudret olduğu ortada.

2980

Şarap sana kendini unutturacak kadar tesir ederse ya aklın ve şarabın yaratıcısı olan Hak Teâlâ Hazretleri ki bütün eşyanın hayatı ondandır (SAYFA 121) sana O’nun cömertliği eriştiği zaman sendeki o benlik nasıl tamamen yok olmaz? Onun güneşi (nuru) perdesiz göründüğü vakit ufukta bir yıldız kendini gösterebilir mi? Hakk’ın visalinde kimsede varlık kalmaz (hepsi yok olur) ancak ve ancak Hak kalır.

2985

Kalem buraya gelince kırıldı (yazacak gücü kalmadı). O güzeli nasıl tasvir edebilsin? Bundan sonra başka bahislere geçsin ki o, renkten, kokudan, sözden arınmıştır. Yücedir, öyle yazıları (bahisleri) veli olmayanlar okuyamaz, o sırlar ancak onlara tecelli eder. Eğer bu yaprakları gönül rahatlığıyla okurlarsa, o nur cümle yârana kısmet olur. Şeyh bunu her müridine bahşeder. Yeter ki o mürit uğursuzlukla inatlaşmasın ve kovulmuşlardan olmasın.

2990

Eğer mürit isen bu şarabı ondan iç! Sarhoşluktan harap ol! Bu türlü haraplıkta can hazinesi meydana gelir. İsa aleyhisselam gibi makamın yükselir. Yükseklerde, melek gibi semalarda uçarsın. Dokuz felek ayağının altına zemin gibi döşenir. Felek nedir ki?

Muhakkak surette Rahman’ın taşıyıcısı ve belki canan deryasının taşıdığı olursun. Bahtın el verir de birliğe erersen kendi kendinin hem taşıyıcısı, hem taşıdığı olursun.

2995

Işık da sen olursun, şahit de, (mahbub) mey de. Cihanda senden gayrı diri ve var kalmaz. Sürekli evvel ve ahir sen olursun! Ne mutlu o cana ki buna candan inandı. Hakk’ı kabul ettikten sonra Hak ona başka birçok lütuflarda daha bulunur.

Ey yoldaş! Bu bahsin sonu yoktur. Bu az bulunur benzersiz yolda durmaksızın yürü ve ilerle! Biz burada iken haber aldık ki bir şuursuz bizim gelirlerimizi kesmiş.

3000

Arkadaşların düşünceleri bulandı, hâlleri başkalaştı (canları sıkıldı). Hayretlerinden dudaklarını ısırdılar ki böyle cüret kimsede görülmemiştir. Bu küstahı tahrik edenler nasıl basiretsizlerdir. Şüphesiz o adam kördür ki bu fiili işledi.

Cehalet güdüsüyle Merdan-ı Hüda ile harbe tutuştu. Muhakkak ki o bu davranışından başını kurtaramayacaktır. Başı ne olacak? Onda ne din kalmıştır ne sır. Bunlara acıdım. Dedim ki: “Ey Cemaat! Gene gafletle yoldan saptınız!

3005

Dünyaya dair oluşan bir eksiklikten dolayı bayağılar gibi gam ve kedere dalmak ne oluyor? Eğer siz din hususunda sağlam iseniz dünya için bu kadar endişeye lüzum yok. Belki Cenabı Hak sizi bundan kolaylıkla kurtardığı için memnun olmalısınız.

Sadakat ve temizlikte biricik olan Cenabı Mevlana efendimiz, bunu ne hoş temsil buyuruyorlar: “Eğer hilekâr hayırsız malını çalarsa memnun ol ki bir yol kesici, seni bir yol kesiciden kurtarmış demektir.

3010

Bir hayırsız bir yılancıdan (yılanlarla oynayan, torba ile yılan gezdirenden) bir yılan çaldı ve ahmaklığından dolayı bunu ganimet bildi (kârlı bir iş yaptım sandı). Yılancı yılandan kurtuldu, hayırsız da yılanın sokmasıyla ağlaya sızlaya öldü.

(SAYFA 122) Yılancı bir müddet sonra hayırsıza rast gelerek tanıdı, dedi ki: “Yılanın çalınması canımı çok sıkmıştı. Cenabı Hak’tan dilemiştim ki şu hayırsızı bulayım da yılanımı kurtarayım. Çok şükür ki duam kabul buyurulmadı. Ben yılanın çalınmasını zarar sanmıştım meğer gizli iyilikmiş.”

3015

İşte, neticesi hayır olmayacak duaları Cenabı Hakk’ın kabul buyurmaması lütuf ve kerem eseridir. Sonra temiz bir kalple dedim ki: “Ey Cemaat! Bana kulak verin! Ben sizin aranızda rehber değil miyim? Sizi din konusunda aydınlatmıyor muyum? (sözlerimi iyi dinleyin.)

Bu haber, sizi neden böyle perişan etti. Dünyanın bütün derdi sıkıntısı, Hak’tan ayrılmak ve uzaklaşmaktan çok daha kolaydır.

3020

Çünkü bunlar gelir geçer. Fakat o, geçmez. Devlet, Hakk’a vasıl olanındır. Size iyi, kötü ne gelirse Hak’tan bilin! Kötü şeyler size acı görünse de tatlıdır, fena görünse de iyidir. Çirkini bunda bilin ve inanın ki dünyaca meydana gelen her eksiklik, dince ilerlemedir. Hayırsız, dervişin malını çalarsa, bu onun için merak edilecek bir konu sayılmaz.

3025

Çünkü onun altında başka bir zevk vardır ki helvadan, baldan, şekerden daha tatlıdır. O, can sofrasında daima onunla yenir içilir. O zevkin ele, ağıza, damağa ihtiyacı yoktur. Onun dünyada mülkü sebeplere bağlı değildir. Bu yaşayış (bizimkilere benzemez) ölümsüz ve hastalıksızdır. Mal ve altın ne oluyor? Gerçi bunlar amacın gerçekleşmesine vesiledir, fakat o doyumun ele ayağa bile ihtiyacı yoktur. Fakat bu yüce mertebe cihan halkından gizlidir de onun için azgınlık ediyorlar.

3030

Eğer o gülşenden onlara koku gelseydi, bütün yönelim ve istekleri oraya olurdu. Belki mallarındaki eksilmelere karşılık ebediyet sofrasından nasipleri olurdu. Onlar biz zarara uğradık sanıyorlar. Hâlbuki biz kârdayız, zararda değil. Bu erlerin kârı kârsızlıktır.

Onların ticareti kesintisiz din yoluna koşmaktadır. Onların ürünleri din nimetidir. Onu da elde etmiş bulunuyorlar. Dünyaya dair faydalar onların okluklarındadır.

3035

Cümlesinin kârı, ticareti bırakmaktadır. Onların varlığı yokluktadır. Onlar dünya halkının aksinedir.

Onun için dünyadan kaçarlar. Cenabı Peygamber, “Elfakru fahri”1 buyurmadı mı? Bunu sıdk ve temizlikle dinle! Dünya sermayedir fakat fazlası şeytan gibi yol kesicidir. Zikrine, namazına engel olur, seni samimiyet ve duadan çevirir.

3040

İman incisi ki esas sermaye odur. Senden onu haberin olmadan çalar. Çünkü dünya sevgisi her günahın başıdır. Eğer maksudun Hak ise dünyayı terk et. Mallarınız, evlatlarınız düşmanlarınızdır.2 Bırak, zayi olsunlar! Bunların ikisinden de geç, taâte bağlan! Doğru yol tarafına mertçe hareket eyle.

(SAYFA 123) Gerçi suretler dünyası hoş görünür fakat bil ki onda görünmeyen nahoşluklar vardır.

3045

Güzelleri, bağları, zevk ve sefaları, padişahlığı, saltanatı, hizmet ve ihtişamı başlangıçta cennet gibi güzel görünür fakat sonu cehennem kadar çirkindir. Bunlardan (mal ve evlat) her ikisi de gönül cezbedicidir fakat sonunda ejderha olurlar. Yerden, gökten, kara ve deryadan tut, bütün âlemi böyle bil! Musa aeyhisselamın elinde ejderha olan asa, bu dünyanın bir parçası değil miydi?

3050

Parçası, bütünün aynıdır. Bunda şüphe yok. Yerde ne biterse hepsini toprak bil! Mademki kâinatın parçasını böyle gördün, âlemin tamamını da parça gibi bil! Cenabı Hak, ondan bütün âleme dair bir anlayış elde edilsin diye Musa aleyhisselam’ın asasını bir örnek gösterdi. Bütün âlemin, büyüğü, küçüğü, iyisi ve kötüsünün böyle olduğu bilinsin, gözlere cennet gibi görünen bu dünyanın cehennem olduğu açıkça görülsün diye.

3055

Bu örnek halkı ahiret tarafına kılavuzlasın da halk bu bayağı dünyaya gönül bağlamasın diye.

Sana cennet gibi güzel görünen bu dünya, hakikâtte hep ateş ve dumandır. Dünya sana yâr, ondan başkası yabancı görünür. Sen onu gülşen görürsün fakat o dikendir. Dünyanın şehvetleri cehennem ateşidir. Şehvetleri terk etmek, seni nimetler diyarına götürür. Veli olan, şehvet ateşine yanmaz. Çünkü o, Hakk’ın nuruyla dolmuştur.

3060

Nâr, İbrahim aleyhisselam’ı yakmadı. Belki ona gülzar oldu. Çünkü o Hak erleri, Hakk’ın nuruyla dolu idi. Cehennemin nârı nurdan söner, mahvolur. Cehennem, müminlere diyecek ki “Lütfen çabucak geçin de beni öldürmeyin. Çünkü nurunuz benim nârımı söndürür. Allah aşkına! Yanımdan süratle geçin!”

Her ne şey ki ondan halka ziyan gelir, o ehlidiller için hayat sebebi olur.

3065

Eğer insanlık ayakla başla olsaydı, Hazreti Muhammet (s.a.v.) ile Ebu Cehil beraber olurdu. Görüntüden geç de manaya bak! Tâ ki hangisinin inci, hangisinin taş olduğunu anlayasın. Beşerin bedeni kap gibidir. Her kapta iyi şey bulunmaz. Dikkatle bak! Gör ki toprak mı dolu, altın ve gümüş mü? İçindeki zehir midir yoksa şeker mi? İnsanda asıl olan (aranılan şey) ahlâktır. Gençte, ihtiyarda, kadında, erkekte aranılan hep budur.

3070

Bir kimsede güzel huy olmazsa, isterse ay kadar güzel olsun, bir çöp kadar değeri yoktur. Hayırsızı, yol keseni neden dolayı darağacına çekerek öldürürler? Çünkü onlara fena huylar sinmiştir. Öyle ahlâksızlara bunun yüz misli ceza azdır. Sonra birçok güzel huyların da Hak erlerinin huylarına nispetle o kadar kıymeti yoktur. Çünkü onlar, fani hayat için lazımdır. Öyle huylar güzel de olsa rabbanî sayılmaz.

3075

Hulûk-u Rabbani (Rabbanî yaratılışlar) aşk-ı Hüda’dır ki seni Hakk’ın gayrından uzaklaştırır.

(SAYFA 124) Seni her ayıptan temizler sana gaybların nurunu gösterir. İyi huy ancak aşk-ı Yezdan’dır, farz edelim ki sinek olsan onunla anka olursun. Haydi, öyleyse, aşk-ı Hak’tan başka bir şeye talip olma ki o dergâhta sen de istenilesin. Bunu bırak! Kuru dünyayı terk eyle de bir nefes kendini Hakk’a teslim et!

3080

Çünkü onu zikir, ona muhabbet ve vefadan ileri gelir. Cenabı peygamberin hadisi şerifi bu yoldadır.

Notlar

  1. Hadisi şerif: Fakrım fahrimdir; fakirliğimden övünç duyarım’
  2. Enfal suresi 8/28 Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız ancak bir fitnedir. (imtihan konusudur) Allah yanında ise büyük bir mükâfat vardır.
Önceki makale
Makale 46
Sonraki makale
Makale 48
Menü