Makale 61

Yıldızlarla ayın ve güneşin tesiri bir çırpıda gökten yere iniyor, doğmuşlar üzerinde tesirini gösteriyor.

Bu makale şunu açıklayacaktır:

Yıldızlarla ayın ve güneşin tesiri bir çırpıda gökten yere iniyor, doğmuşlar üzerinde tesirini gösteriyor. Şu hâlde Resulü Kibriya’nın da göz açıp kapayana kadar göklerin üstüne çıkması ve Cenabı Cibril’in bir anda yere inmesi ihtimal dışı görülemez.

Bu makale şunu da ifade edecektir ki:

Evliyayı kiram rahmet bulutlarına benzer. Yeryüzüne cömertliklerini yeryüzünü doldurup taşıracak kadar yönelttiklerinde, kara (toprak) hükmünde olan insan bedeni üzerinde; taat, sadakat, doğruluk yayma, Allah (cc) korkusu, ahirete iman, sözünde durma gibi iyilik ve güzelliklerin meydana gelmesine sebep olur. Deryaya benzeyen ruhlara da ilahi bağışlar, sırların keşfi, yâre kavuşma gibi yüce nimetler bahşeder. Gökten yağan yağmur da böyle değil midir?

Karada buğday, deryada inci meydana getirir. Bu âlemin görüntüsü o âlemin mecazıdır.


4280

Onlar her şeye layıkını, her yaraya o yara için uygun olan merhemi verir. Yer, gök onlardan hayat bulur, onların ışığı her şeye gıda ve zevk verir. Yıldızların yeryüzünde her şeyi etkilemesi gibi etkileri sağ ve sol demeden her yere erişir. Şu hâlde Cibril aleyhisselam bir anda semadan yere iner, peygamberin huzuruna gelirse

4285

yahut Muhammet aleyhisselam bir anda velayet kanadıyla uçarak göklerde dolaşırsa sakın bunları aklın uzak görmesin. Eğer içinde zerre kadar iman nuru varsa gökten bize her an birbirini takiben gelen yüz binlerce hediyenin var olduğunu bilirsin. O gelir sayesinde kimi cihan padişahı, kimi güçsüz köle oluyor. Bulutlardan, yere buğday, denize inci yağıyor.

4290

Yağan damlalar yere düşünce buğday, denize düşünce inci oluşturuyor. Bu dünyada karada, denizde her ne varsa hepsi gökyüzünden geliyor. Miskten koku geldiği gibi. Şu hâlde gök, yer için bir kimyadır, çünkü yer bütün ürettiklerini gökten alıyor. Şeyh gök, müritler yer gibidir. Hepsinin hayatı o ırmaktandır. Mürşitler müritlerin canında bahçeler vücuda getirirler, yüzlerini ay gibi parlatırlar.

4295

Şeyhin hediyesi olarak her mürit, kendinde hesapsız hazineler görür. İçinde ucu bucağı bulunmaz bir cihan meydana gelir ki bunlar hep şeyhin bahşişidir. Öyle cihan ki bu cihan onun yanında bir zerre, o harmana nispetle bir saman çöpü gibi kalır.

(SAYFA 168) Şeyh-i kâmil, müritlerine bunları verdiği gibi, bir anda belki bunların yüzlerce mislini bahşeder. Ne mutlu o cana ki yâri, kıblegâhı, dertlerinin dermanı, her şeyi o olur (şeyh-i kâmil).

4300

Hüda yanında mesut ve mutlu olarak ebedi mülkün naktini ele geçirir. Şaşılacak şeydir ki kutb-ı zaman olan şeyhin hediye ve ikramlarını dille şerh etmek imkânsızdır. Yakın ve uzak niyet ettiği her yere hediyeler bahşeder ve cadılar onun bakışıyla huri, gönüller nur deryası olur. İlminin bulutundan katreler yağdırdığı zaman takvalıların bedenleri canlanır, hayat kazanır. Dünyadaki beşer bedenleri karaya (toprağa) benzer, zinde ruhlar deryaya benzer.

4305

Burada buğday bitirir, orada inciler meydana getirir. Kimine hürriyet, kimine kölelik isabet eder. Buradaki buğday, nasipsizlerin arayıp bulmak istedikleri buğday değildir. Mescit, köprü, misafirhane ve benzeri hayrat ve hasenattır. Ehl-i zahire bu hediyeler erişir, dünyada birçok hayırlı işler yapılır. Ehl-i bâtın ki derya gibi saftırlar. Onlarda bu katrelerden birçok kıymetli inciler elde ederler.

4310

Canlarını Allah’ın sırlarıyla doldururlar, onların yüzlerinin nurundan, gönüllerinin nuru parlar. Ey emin, “vema erselnake”1 sırrını dinle! Cenabı Peygamber “rahmeten lilâlemin” oldu. Herkes ondan -kabiliyetine göre- bir nasip aldı. Kimi nafe (hayvan derilerinin karın altında bulunan misk elde edilen kısmı), kimi miskin kendisi oldu. Nafe, o hayır amellerdir. Misk de sonsuz ilahi sırlardır. Eğer dünyaya merd-i Hüda gelmeseydi, bu halka bu doğruluk ve neşe nereden gelecekti?

4315

Sadaka ve hayır kimden gelecekti yahut iyilik kapısını çalacak kimse bulunacak mıydı? Halk, hayırlı davranışlarla donandı, hayır tarafına doğru yol almaya başladı. Görüş sahiplerinin aldıkları nasip daha başkadır. O, akılla, fikirle kavranamaz.

Onlara verdiği şey anlayışların ötesindedir. Akılların, vehimlerin çok çok ötesindedir. Ayrılıktan kurtulup da visale erdiği zaman Hüda ile hevası olmaksızın söz söylerler.

4320

Canında Hüda’yı perdesiz olarak görür, bulutların deryadan dolduğu gibi onun nuruyla dolarlar. Can mülküne şah ve hükümdar olurlar. İnsanlar ve cinler ondan aldıkları hediyelerle hayat bulurlar. O eşsiz şeyh, bu ve bunun yüzlerce mislini verir, eğer ona canıgönülden mürit olursan. Onun hakkındaki inancın sağlam olursa, sen de onun gibi bilen ve gören olursun. İtikadını artır ki ayrılığın kavuşma olsun, esas odur.

4325

Her kim güzel ve sağlam itikada (inanma, gönülden bağlanma) sahipse onun canı, gönlü güzellikle bezenmiştir. Şu hâlde güzellik itikattadır. Sürekli itikadını artırmaya bak! Mademki güzelliğin kurucusu itikattır, itikat eden için daima iyilik ve güzellik vardır. Gönle itikattan ferah ve rahatlama gelir, derdinin dermanı da ondandır. İtikatlı kişinin işareti, dertli ve ızdıraplı olmaktır. Onu can yoluyla Hak tarafına götürür. (SAYFA 169)

4330

Doğru itikat, sahibini Hak tarafına götürür, sadakat ve muhabbet kanatlarıyla yükseklerde uçurur. İnanan inanılandan lezzet alır, daima onun didarından rahmet alır. Mesela; doğru sözlü bir adam, tam bir dürüstlükle bir şahıs hakkında dese ki: “Filan fakir, padişahtır veya şehzadedir. Kendini derviş kıyafetine koyarak gizliyor.” Ona inanır ve yönelirsin, bazen okşar bazen de armağanlarla gönlünü yoklarsın.

4335

Sonra başka biri çıkarak dese ki: “Onu gerçekten şah zannetme! O sıradan ve herkes gibi bir adamdır.” Evvelki neşen, derhâl karamsarlığa dönüşür. Mutluluğun tamamıyla gam keder olur. Gerçek budur; önceki memnuniyetin, itikadının sonucuydu, içindeki hoşluk ondandı. Fakat bilesin ki her hoşluk bir olmaz. Bahar rüzgârıyla hazan yeli bir midir? O, sana türlü meyveler verir, vücuduna güç kazandırır, hazan yeli ise seni onlardan yoksun bırakır.

4340

Haydi, zikirden, fikirden, namazdan, oruçtan, ibadetten kazanılan hoşluğu ara! Allah’ın (cc.) anılmasından, ibadetten gelen hoşluk, zevk, canlara can katar. O hoşluk seni daima diri tutar, geçici isen ebedi kılar. Sana o hoşluk rehber olur, her hoşluk değil. Sen ancak bu şaraptan sarhoş olursan ayıkırsın. Sen oruçtan ve namazdan, zekât vermekten, 

4345

gece namazlarından, sahtelikten uzak zikirden fikirden zevk aldığın zaman, peygamber ve evliyaları anmaktan, tarikat ve tertemiz özelliklerden zevk aldığın zaman işte bu hoşluklardır ki seni geçicilikten kurtarır, ondan sonra kalıcılık deryasında görünürsün. Eğer zikir ve fikir sebebiyle Hakk’ın nimetlerine yol bulabilir de Hak’tan ders almaya başlarsan ondan sonra Hüda’nın tertemiz şahsına yol bulur, kendinden ve iki âlemden geçersin.

4350

Ölümsüz hayata kavuşur, ebedi sonsuzluğun kaynağı olurusun. Kaynağı şehvet olan hoş şeyler ve zevkler rahatın değil, sıkıntıların mayasıdır. Bu hoşluk yol kesicidir, o, yol göstericidir; haberin olsun da ikisini bir tutma! Bu hoşluk aşağılıktır, seni alçaklara doğru sürükler. O, yücedir, yükseklere götürür. Bu; seni üzüntü ve sıkıntılar içinde cehenneme götürür. O; zevkler, mutluluklar içinde cennete götürür.

4355

Şehvetten, arzularına düşkünlükten gelen zevklerden sakın ki onlar veba rüzgârıdır. İman yaprağı ondan dökülür, gelecek denilen evi o yıkar. Kulluk yolundan başka yolda rahat, saadet arama! Irmağın, deryaya aktığı gibi sen de din deryasına ak! Tâ ki can bahçen, Rıdvan bağı olsun, güller ve imanla dolsun! Allah’ı anmakla canında ve kalbinde bu zevk oluştu mu

4360

bil ki Hüda sana, cennetine doğru yol vermiştir. Ondan sonra dertsiz otur! Şad ol! Doğru yol Hak’tan gelen hoşluktur. Bu hoşluğu iste ki o şarabın zevkini tadasın!

(SAYFA 170) Hakk’ın bakışı hoşluk içinde hoşluktur. Bu meyden sarhoş olana müjde ver! Bu hoşluk, bu zevk Allah’ın nurudur, Hak Teâlâ Hazretleri sultan, hoşluklar askerleri (hadimleri) dir. Güneş kursunun nuru da onun (güneşin) askeridir. Güneş, baba; ışıkları da oğullarıdır.

4365

İkilikten (iki görüşten) geç de her ikisini bir bil! Yüzünü ikiye değil, candan bire yönelt! Fakat ey salik, şunu da bil ki şahıs, Allah’ı bildiğinde onun karanlığı baştanbaşa nur olur, üzerinde benlikten eser kalmaz. Şehvet ateşleri o nurun içinde söner, canı ve gönlü Hakk’ın nuruyla dolar. Ondan sonra dünya ve ahiret rahatı ona aynı görünür.

4370

Ona erişen her şey mübarek olur (bereketli). Zuhur bulduğu şeyler düzenli (muntazam) olur. Ona hiçbir şeyden zarar gelmez, bil ki o, kârsız, zararsız yaşar (ikisine de kıymet vermez). Sen bu hâle gelinceye kadar din yolunda ibadetle, takvayla meşgul ol! Bu anlatımı, bu açıklamayı burada bırak da şarap iç! Ten küpünün içinde şarap gibi köpür! Güzeller güzelinin aşkıyla zevk ve eğlenceye koyul!

Güzelliğin ayrıntısını açıktan açığa anlat!

4375

Çünkü sarhoşluk da onun güzelliği cinsindendir. Hakikâtte iki değildir. O, bu şaraptır. Nakışlardaki (suretlerdeki) güzellik senin kendi zevkindir. Her ne kadar o güzeli onun yüzünde görüyorsan da.

Notlar

  1. Enbiya suresi 21/107 (Ey Muhammet!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.
Önceki makale
Makale 60
Sonraki makale
Makale 62
Menü