Makale 63

İnsanda her şeye kabiliyet vardır; ilim, edep ve sanatları öğrenmek buna örnektir. Bu kabiliyet insanda potansiyel olarak vardır.

Bu makalede şu açıklanacaktır:

İnsanda her şeye kabiliyet vardır; ilim, edep ve sanatları öğrenmek buna örnektir. Bu kabiliyet insanda potansiyel olarak vardır. Bu anlamlar tamamıyla onda vardır. Fakat kullanmazsa, kendini o ilim ve sanata vermezse ve uzun süre uğraşmazsa öğrenemez. Bunun gibi, din ve Hakk’a yakınlık mertebeleri de insanın fıtratında gizlidir. Ama çalışmaz ve kendini ona adamazsa, sonunda o potansiyel yetenek de mahvolur, birşey kalmaz. Eğer çabalarsa, o kabiliyet muhakkak olarak meydana çıkar, birdenbire görünür. O gizli kabiliyet meydana çıkar, temiz canı lekelerden temizlenir.


4510

Potansiyel olarak sahip olduğu özellik, eyleme dönüşerek meydana çıkar. İnsandaki temel özelliklerden olan din duygusu da din yolunda emek ve gayret göstermekle artar. Onun ruhundaki talep ve sıkıntı bir dert gibidir ki dermanı Hüda’dır. Dert arttığı vakit dermanı da erişir. Şeyhin huzurunda ölürsen hayat bulursun. Canın sonsuzluk nurunu taşımaktadır. Gayret et! Yoksa o nur sende söner gider.

4515

Bu hususta gaflet edersen bil ki sonunda sakalını yolarsın (pişman olursun). Ne sen kalırsın, ne de sendeki o yetenekler. Ne kadar yüksekte bulunsan alçaklarda yer edinirsin! Akıllıysan gözünü aç, bak! Gönül sahibi isen varlığından geç! Çünkü dünya bir tuzağa benzer, taneleri dünya zevkleridir. Eğer sana can lazımsa burada durma, Merdan-ı Hüda’nın bulundukları yere git! O erler ki aşk cihanının mutlak canı olmuşlardır.

4520

O cihan ki orada ruh, tensiz, cisimsiz mana tarafına gider. Oranın her tarafı şaşılacak bir gül bahçesidir ki zemini, göğü yoktur, Hak’tan doğmuştur. O cihan bir bağ, bu cihan o bağdan bir yaprak gibidir. Belki gül bahçesi odur, bu ondan bir kabuktur. Bu varlıklar o yokluk âleminden meydana geldi, oradan her an ihsanlar geliyor. Bu nişanın o nişansızdan meydana geldiğini kesin olarak bilen cana ne mutlu.

4525

O her şeyi Hak’tan bilir, başka kimseden değil. Sağda, solda, önde, arkada ne varsa. Çünkü Hak’tan başkası manalardan, durumlardan habersiz birer alettir. Aklı başında olan ağını sebep üstüne kurar (onu elde etmeye çalışır), akılsız olan da alet üzerine gerer.

(SAYFA 176) Fakat bu kuruş, bu görüş insanın elinde değildir. Çünkü onlar güneşin yanında Süha Yıldızı gibi kudretsiz kalırlar. Hazreti İbrahim gibi, batıp gidenlerden yüz çevir ki dost sana güneş gibi yüzünü göstersin.

4530

Tâ ki o sonsuzluk cihanına gide, orada sakisiz şaraplar içesin! Bu dünyanın aldatmasına ne vakte kadar aldanacaksın? Can gözünü aç, kendini bil! Göklerden mi bir parçasın yoksa yerden mi? Hangisindensin? Kendine dikkatle bak! Eğer can isen, ten zindanında kalma, geldiğin makama geri dön! Burada kalırsan kendine yazık olur. Mademki cansın, can tarafına git!

4535

Vatan sevgisi imandandır. Gurbetten kendi şehrine dönmek lazımdır. Eğer böyle yaparsan, vefalılardan oluşan ihvan-ı sefa (arılık-duruluk kardeşliği) erlerine sohbet arkadaşı olursun! Dünyevî dostlar sana dost olmazlar, belki sana düşman ve yabancıdırlar. Dünya dostlarını düşman ve yılan bil! Kötü yılana niçin gül yüzlü dersin? O, seni sonsuz ömürden mahrum ediyor, seni silahsız, savaşsız öldürüyor.

4540

Açık düşmana düşman dersin ve sakınırsın fakat gizli düşman ondan beterdir. Çünkü bunun düşmanlığı asıla yönelmiştir. Müminsen bunu iyi anla! Kesin olarak bilinmektedir ki bedenine kasteden senin düşmanındır, canına kastedeni onun iki yüz misli bil! O az bir şey alana düşman diyorsun da hepsini silip süpürene neden düşman demiyorsun? Öyleyse bil ki asıl düşmanın budur, o değil. Dünyada bundan başkasına düşman deme!

4545

Böyle bir düşmanla niçin dost oluyorsun. O, senin derini yüzmek istiyor.

Eğer can değilsen hepten cisimsin demektir. Şu hâlde üzerinde bulunan din, emanettir. Her ne kadar Hak’tan ve peygamberden dem vursan da taklittir, candan değildir. Taklit işin neticesi yoktur. Yıldız gibi çarçabuk batar gider. Bir din ki candan, yürekten gelmiyor, o din Hak tarafına rehberlik edemez.

4550

Rehber olmayan din de din değildir. Git de dini, yolu gören Merd-i Hüda’dan iste. Tâ ki onun şek ve şüpheden uzak dininden din edinesin, melekten, arştan daha yukarılarda uçasın. Ölüyü o kesin din diriltir. Diriltmek nedir ki! Ebediyen yaşatır. Anadan doğma körlere göz verir, hür ya da köle, herkese can bahşeder. Merd-i Hüda Hakk’ın kudretine sahiptir. Her ne istersen onda bulursun! Kendine gel! (Aklını başına topla!)

4555

Eğer onu bulursan, korkudan emin olursun, daima tarafsız tarafına ayaksız olarak gidersin! Ruhun bu ayaktan başka türlü ayakları vardır, fakat gözlere görünmez. Ruhun ayaklarını bazen yürürken görürsün ki o yolculuğun hızı yanında güneşin yolculuğu hiç kalır. Çünkü güneşin ona benzer ayağı yoktur ki gökte yer yer dolaşabilsin. Güneş o mekânsızın yanına, o eşsiz sevgiliye doğru gidemez. (SAYFA 177)

4560

Çünkü Hakk’ın o ağır emanetini bu kabul etti (insan ruhu). O saadet ne yere, ne göğe, birine nasip olmadı. Onu yüklenmekten cümlesi çekindi, onun candan taşıyıcısı insan oldu. Çünkü içinde cevheri vardı ki o cevher, kıymetçe iki âlemin üstündedir. O bir yerde değildir, her ne kadar bir yerde görünürse de (mekândan münezzehtir). Tarafsız tarafına yol almaktadır. Canda keyfiyetsizlik (nedensizlik, biçimsizlik) olduğundan keyfiyetsiz tarafına gider. Toprak olan cisim, o tarafa nasıl gidebilir?

4565

Anlama çabasıyla bir saatlik düşünme, yüz senelik namazdan hayırlıdır. Merd-i Hüda da onun için makbuldur çünkü namaz tarafta olur, tefekkür tarafsızdır. Taraflı, tarafsızla nasıl eşit olabilir? Taraf daima tarafsızdan meydana gelir (onun mahlûkudur). Neşe dolsun o can ki bunu gördü (anladı). Tarafsızlık asıldır, bütün taraflar sonradandır. Şeriat nakşı da Cenabı Peygamber’in ortaya çıkmış ışığıdır. Her kim asıla talip olursa, asıl olur. Irmağın kendisi ırmağı besleyen küçük kollara tâbi olamaz.

4570

Yüzün ve başın yerini ayak tutabilir mi yahut Süha’da güneşin nuru aranır mı? Evin içinde ne olduğundan kapının haberi olabilir mi? Kapı evin içini göremez ki ne var olduğundan haberi olsun. Akıllı olan, kapıdan bu değerlendirmeyi, bu bilgiyi beklemez.

Merdanın yabancısı olanlar kapı gibidirler. İçeriden haberleri yoktur. Ayak yerindedirler, Hak erleri ise baş konumunda bulunurlar. Ayak, başın emriyle yürür. Yoksa ölçüp biçmeden yoksun olan ayak, kendi kendine şuraya buraya nereden gidebilecek?

4575

Değil ayak, belki bütün organlar başın sayesinde vardır, uyurken de, uyanıkken de onun emriyle hareket ederler.

Önceki makale
Makale 62
Sonraki makale
Makale 64
Menü