Makale 72

O şeyhle (yakin), o müritler (hüsnüzanlar), her dönem bakidirler. Fakat suretleri değişkendir, anlamları sonsuza değin ayakta kalacaktır.

Bu makale şunu açıklayacaktır:

Kesin bilgi (yakin), şeyh-i kâmildir, hüsnüzanlar da (iyi düşünceler) derece derece onun müritleridir: Zan, kuvvetli zan, daha daha kuvvetli zan, hangi zan daha fazla daha farklı ise, o, yakine (şeyhe) daha yakındır, hüsnüzanlar müritlerdir. Yakinden süt emerek beslenir, kutlanır, ona yaklaşırlar.

O şeyhle (yakin), o müritler (hüsnüzanlar), her dönem bakidirler. Fakat suretleri değişkendir, anlamları sonsuza değin ayakta kalacaktır.

İnkârcının yanlış zanları, şeyhin reddettikleridir. Onların inkârları gittikçe artar. “Fî kulûbihim maradun”1 Eğer münkirler tövbe eder, ikrar verirlerse şeyh onların inkârlarını kabule dönüştürür. “Ulâike yubeddilullâhu”2 Böyle münkir olup da tövbe eden kimse ileride şeyhlik ederse müritlerini Hakk’a tez kavuşturur. Çünkü hayırsızlıktan tövbe etmiş bir kimse eğer şeyh olursa hayırsızları (SAYFA 203) iyi tanır ve çabuk elde eder. Zira kendi de o mektepten pişmiştir, hilelerini öğrenmiştir. Fakat hayırsızlıktan pişmemiş bir şeyh bunu yapamaz. 


Müritlerin, şeyhleri hakkındaki zanları derece derecedir. Kimininki fazla kimininki noksandır. Bu rütbe ve derecelerin sonu yoktur. Her biri, yakine kademe kademe yakın bulunurlar. Yakinden, fazla nur almış olan zan, yakine daha fazla yaklaşmış demektir.

5260

Müridin hüsnüzanı, katre de olsa o büyük deryaya karışır (yakin deryasına). Kendi, yakin içinde mahvolunca, artık onun zannı da yakin olur. Bundan sonra o mürit, mürit değil, aynı şeyh olmuştur (inkârdan kurtulmuştur). Çünkü o yakin, suretten kurtulmuş, din yolunda mürşit olmuştur. Bütün zanlar onunla ayakta kalıp sürekli gelişmektedirler.

5265

Bundan dolayı, onlar (yakinle zanlar, şeyhle müritler) birbirine yâr ve yardımcı olarak her dertte bir arada ve var olurlar. Hakikâtte ise müritler, bizzat zanların kendileridir. Yakine kavuşmak üzere kendiliklerinden yola çıkmışlardır. Nihayet, hepsi de yakin oldular, din zevkiyle küfürden (inkârdan) geçtiler. Fakat o yanlış zanlar (münkirler), küfür, şirk ve şek tarafına bağlı kaldılar.

O zümre, yakinin (şeyhin) kovduklarıdır. İnkârları bundan dolayı her dem artar.

5270

Münkirlerin seyri inkâr yolunda olduğu için, inkârları her an fazlalaşmaktadır. İnkâr felaketi onlarda daima yüz binlerce gam doğurur. Cenabı Hak “Onların yüreklerinde hastalık var.” buyuruyor ki o maraz, azap ve ısdıraplarını artırır. Sonra o müritte olan ve kibir yüzünden bu saadeti inkâr eden zan, tövbeye gelir, yüzünü hayra çevirirse, şüphesiz, yakin yolunda seyre başlar.

5275

O hastalık sıhhate dönüşür, o talip, korkudan emin olur. Bu suretle muradına erer, kadim dostları (ruh aşinaları) tarafına çabuk vasıl olur. Belki iyilikte onları da geçer, tarafsızlık tarafına ayak basar. Mesela, bir hırsız hâkim olsa (hırsızları takiple ve muhakemeyle görevli olsa) her hâkimden iyi iş görür. Çünkü onların hâlini iyi bilir, çünkü o mektepten yetişmiş, o ilimde üstat olmuştur.

5280

Ama ömründe hırsızlık etmemiş olan hâkimden bu kadar isabet ve kararlılık beklenemez. O, kötüler ve eşkıyalarla oturup kalkmamıştır, eğrilmeksizin din yolunda dosdoğru yürümüştür. O; salih, emin, iffetli, ibadet ve taati herkesten fazla, saf kalpli, hile, aldatma bilmeyen, en iyi hâllerle donanmış, halkın malına el uzatmayan bir kişidir. Böyle olan hâkim ne kadar adil olursa olsun hayırsızların hilelerine vakıf olamaz.

5285

Ama o hâkim ki evvel hayırsızlıkta bulunmuştur, hayırsızlar onun kahır tuzağına çabucak düşer.

(SAYFA 204) Hayırsızların tuttuğu hile yollarını inceden inceye bilir. Onların hileleri ona nasıl gizli kalabilir? Fasık adamı da böyle bil ki tövbe ederek Hakk’ın dergâhına yüz çevirince, tövbesi Hak katında kabul görür, yükselme noktasında birçoklarından fazla zaferlere ulaşır. İrşat mevkisine geçince de müritlerini daha iyi ve daha kolay irşat eder, müritler ondan daha çok nasip alır.

5290

Çünkü o, müritlerinin iyi kötü hâllerini, eğilimlerini bilir, ona göre işe başlar. Salihle fasıkı ayırt eder, her ikisi de ondan muhakkak faydalanır. Çünkü hepsinin dilinden anlar, her birinin ihtiyacını takdir ve iyi bir surette tatmin eder. Böyle bir şeyh, müritlerini tez yola getirir, gönüllerinden dünya muhabbetini çabuk siler. Nefsin tuttuğu hile yollarını bilir ve gösterir. Tâ ki gayret kılıcıyla onu boğazlasınlar.

5295

Onların dünya isteğinden el çekmelerini kolaylaştırır. Etkili tavsiyeleriyle yemek, uyumak gibi dünyevî rahatları terk ederek ona candan bağlanırlar. Gece gündüz taatte bulunurlar, ibadet tarafına olan rağbetleri an-be-an fazlalaşır. Onları az zamanda ve kolay bir surette Hakk’a kavuşturur, cahil olanlarına ilim bahşeder. Hazreti İsa gibi, körleri görür eder, ölüleri diriltir.

5300

Halkın kendini beğenmişliğini giderir. Onları alçak âlemden, yüce âleme doğru uçurur. Melekler gibi feleklerde gezinirler. İstedikleri daima ve ancak Hakk’a kavuşmak olur. Onun iksiriyle, küfürler iman, kötüler iyi olur. Akıllılara göre imkânsız görünen şeyler, taliplerine kolayca ve talebe gerek kalmadan ulaşır.

Notlar

  1. Bakara suresi 2/10 Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır.
  2. Furkan suresi 25/70 Ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Önceki makale
Makale 71
Sonraki makale
Makale 73
Menü