Makale 80

İnsanın kadri, mertebesi talebine göredir. Her kim aradığını heyecanla talep ederse mertebesi o nispette fazlalaşır.

Bu makalede şu hadisi şerifin manası şerh edilecektir:

“El-abd men sa’ide fî batni ummihî ve’ş-şakiyyu men şakiye fî batni ummihî”; “Saadetli, daha anasının karnında iken saadetli idi, şaki de böyle.”

Zahir uleması der ki: “Bundan kasıt, annenin cismidir.” Evliya ve muhakkikler de derler ki: “Hayır! Kasıt, elest ahdidir.” Nitekim Hak Teâlâ hazretleri buyurur: “Elestu birabbikum, kalu bela” “Sizin Rabbiniz ben değil miyim?1 Dediler: Evet!” O vakit ruhlar balıklar gibi vahdet deryası içinde idiler. Yücesi de, alçağı da; makbulü de, reddedileni de.


(SAYFA 225) “El-abd men saide fi batnı ümmihi…” hadisi şerifindeki ümmüden kasıt, elest ahdidir. Senin anladığın gibi, giyinip, kuşanıp süslenmekle iftihar eden kadın değildir. Bil ki bu anne benzetmedir. Hakiki anne odur. Himmet atını o tarafa doğru sür! Çünkü sen bu tarafa, o tarafsızdan geldin! Kendi aslın tarafına koş!

5830

Fil isterim ki rüyasında Hindistan’ı görmekle istekli olsun. Gözleri Hindistan’ı görmemiş olana Hindistan’dan bahsetsen, dinletemezsin! Ciddi talep o taleptir ki insan istediğinden ayrı düşerek onu şevk ve heyecanla arar. İnsanın kadri, mertebesi talebine göredir. Her kim aradığını heyecanla talep ederse mertebesi o nispette fazlalaşır. Her kimde talep yoksa o kimse ölü demektir, saf şarabın tortusudur.

5835

Onun sağlığının kıymeti yoktur. Gerçi insandır, fakat sen onu hayvan say! O, görünüş olarak insandır. Âdem odur ki kendisinde ızdırap ve heyecan ola. O şevk, hangi şahısta yoksa eşektir. Belki Hak yanında daha bayağıdır. Bu duygusuzlara Cenabı Hak Kur’an-ı Kerim’de “edallu” 2buyuruyor. Çünkü eşeklikleri onları Hak’tan mahrum etmiştir. Dünyada hayvanlardan ne gibi hâl ve hareket ortaya çıkarsa, ondan da hemen aynı hâl ve hareket meydana gelir. O da bundan memnundur.

5840

Yük çeker, her tarafa gider, nereye koşturursan oraya koşar.

İnsan, o şevk ve heycandan dolayı insandır. Bu özellikler kendinde bulunmayanlar, noksandır. Hayvandan da aşağıdır, çünkü din yükünü yüklenmek hususunda inatçıdır. Hâlbuki dünyaya din için, ibadet için gelmişti, onu yapmadı, bütün ömrü yiyip yatmakla geçti. Bundan dolayı, hayvan ondan şereflidir. Çünkü o, vazifesini yapıyor, bu yapmıyor.

5845

Hayvan, hayvanlık vazifesini yaptı, bu insanlık vazifesini yerine getirmedi. İnsan olana bu ateş cehennemden şiddetlidir.

Bu, kesin sabittir ki böyle insan eşekten aşağıdır ve kalp huzurundan mahrumdur. Vadedilen karşılığa o karşılık hali hazırda görünmediği için inanmıyor. O, ancak mevcuda inanıyor. Varlığın asıl madeni yokluk değil mi? Sarhoşluğun zevki şaraptan olduğu gibi her vücut yokluktan gelmedi mi? Her lütfu, her iyiliği yokluktan görmüyor muyuz?

5850

İyi kötü her şey bize yokluktan geliyor, biraz kendine gel de bunu iyi düşün ve anla! Elinde ne varsa hep yoktandır. Var olacaklar da yoktan var olacaktır. Dükkândaki kâr ve ticaretin hep yokluk bağının meyvesi değil midir? Elde mevcut olmayan şeyleri ümit ve heyecanla talep etmiyor musun? Onların yoktan meydana gelmesi, onları sana bahşetmesi için yokluğa bağlanmıyor musun? (SAYFA 226)

5855

Çocuğa, bir seneden beri sütünü emdiği memeyi bırak, tutma, deseniz o size der ki: “Benim sütüm bu memeden geliyor, bana sayısız iyilikleri yapan odur.

5860

O, benim için nimet kaynağıdır. Beni bundan men edenleri dinlemem.” Orta yaşlı, hatta ihtiyar olmuşsun, çocuk kadar düşünemiyorsun, hiç olmazsa söylenenleri dinle! O ürktüğün (inanmadığın) yokluğu bir meme farz et veya bir bahçe gibi kabul et. Ondan daima güzel meyveler yiyor, maddeten gıda buluyor, güzelleşiyorsun! O yokluğu kıble edin, yüzünü oraya dönder, kendini âşıkane ona teslim et!

5865

Gözlerini yoklukta aç! Melekler gibi orada uç! Çünkü o yokluk (adem) vefakârdır, bu (varlık) cefakardır. Vefalı olan, yokluğa gönül bağlar. Adem (yokluk) köhne görünür, fakat yenidir. Karanlık görünürse de asıl aydınlık odur. Varlık ademden vücuda gelmedi mi? Gerçi köhnedir, fakat yeni gibi yakışıklıdır. Buraya gelenler fani olur. Fakat yokluğa giden her şey bakidir.

5870

Yer ve gök her ne kadar büyüklerse de fanidirler. Baki değillerdir. Ey oğul! Manadan başka baki yoktur. Eğer beka arıyorsan cisimden geç! Ey fakih, fıkhı değil, mana melekeni talep et! Zira surete, sefalete düşenlerden başkası talip olamaz. Mana, denizdir, suret, onun yüzündeki köpüktür. Köpüğü bırak, deryanın incilerini ara!

5875

Varlık köpüğünden o deryaya kaç! Tâ ki bu alçak yüksek kavgasından kurtulasın. Enginlik topraktan, yükseklik dumandandır. Halk, bu gök mezar içinde yaşıyor. Ey katre, kalk! Deniz tarafına git. Köpük tortusuna karışma, saf derya ol! Eğer saf isen, kavgasız gürültüsüz o tarafa koş! Şahbaz (akdoğan) isen dön! Gene şahın koluna kon! “ileyhi râciûn ”3un manası budur. “Döneceksin geldiğin yere…”

Notlar

  1. Araf suresi7/172 Hani Rabbin (ezelde) Âdemoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Onlar da “Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir.
  2. A’raf suresi 7/179 Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.
  3. Bakara suresi 2/156 Onlar; başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler.
Önceki makale
Makale 79
Sonraki makale
Makale 81
Menü