Makale 81

Bütün şekiller ve özelikler ilm-i ilahide vardır. Bundan dolayı, talibe lazımdır ki şekil ve özelliklerden geçerek aslına dönsün.

Bu makalede şu beyan olunacaktır:

Bütün şekiller ve özelikler ilm-i ilahide vardır. Bundan dolayı, talibe lazımdır ki şekil ve özelliklerden geçerek aslına dönsün. “innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn ” buyrulmuştur.

Şunu da ifade edecektir ki bütün enbiya ve evliya bir nurdur. Her kim bir veliyi inkâr ederse bütün enbiya ve evliyayı reddetmiş olur. Nitekim safrası olan bir kimse bir şekere acı derse bütün şekerlere acı diyeceği kesinlikle bilinir. Şu da açıklanacaktır ki bir şeyhe vasıl bulunduğun zaman onun yanında filan şeyh öyle yücedir, filan böyle kâmildir gibi hiçbir şeyhin adını anmamalıdır.

Mesela, bir kimse mumunu birinin kandilinden yaktıktan sonra filanın mumundan yaksam daha iyi olurdu derse, kesinlikle biliriz ki o kimse ahmaktır ve boş konuşmuştur. Ondan iş beklenemez. (SAYFA 227)


5880

Bağış ve ihsan deryasından “kul tealev”1 ayetini dinle, o sevgili vücudundan yüz çevir! Ezel âleminde iken ilim idin, bu tarafa düşünce suret oldun, geçici heveslerle uğraştın! Suretten geç! Mana yolunu tut! Suret, küfürdür. Mana, din nurudur. Âlem suret olunca, tek renk olmuştur. Haydi! Gönül aynasından şüphe pasını sil! Şekil yok olunca kesin bilgi ortaya çıkar. Sen, din hususunda ondan sonra metin olursun.

5885

Ondan sonra başka şekilde kanat çırpmaya başlarsın. Ruhunu eşsiz Hüda tarafına sevkedersin. Şimdiye kadar olan seyrin, seyrullah idi. Bundan sonraki seyrin, seyr-i fillahtır. Seyr-i fillah, başka türlü bir hâldir. Nasıldır ki tarif olunamaz, çünkü keyfiyetsizdir. Evvelki seyrin sınırı bellidir. İkinci seyr, sonsuzdur. Ey din saliki seyr-i fillaha geldiğin zaman, sana ilme’l yakin, ayne’l yakin olur.

5890

O seyr gelince kâmil olursun, ondan sonra açıkta senden başka kimse bulunmaz. Vakit vakit açıktan “Ene’l hak” dersin, Mansur gibi hiçbir şeyden çekinmezsin! Seni asarlarsa, bil ki o dâr (sehpa), dâr-ı bekadır (ebediyet ülkesi). O dârın (sehpanın) başında büyük ermişler vardır. Ey mürit, o makama vasıl olunca sen de Bayezit gibi “Leyse fi cubbeti gayrullah”2 dersin. Öyle oldun mu herkes senden fayda görmeye başlar. Seçkin, halk, herkes senin cömertlik sofrandan beslenir.

5895

Bir veliye erişmek isteyenler, senin eteğine sarılır. Senden talep etmeyen kimsenin isteği gerçekleşmez. Merd-i Hüda’ya vasıl olamaz. Kesin olarak bil ki o vakit, sen de Muhammet aleyhisselam’ın tebligatı gibi şeksiz tebliğlerde bulunursun. Şekerin tadı bir tanesinden anlaşılır. Sayısının çokluğuna bakarak iki veya fazla deme, hepsi bir şekerdir. Eğer iki dersen âleme gülünç olur, şekeri bilmediğini anlatmış olursun!

5900

Merdan-ı Hüda’nın hâlleri de şeker gibidir. Hepsinin tadı ve tesiri birdir. Sana bunlardan hangisi erişirse (hangisiyle sohbetin olursa) diğerlerini de onun aynı bil çünkü hepsi bir şahıstır, biri iki görme! Bil ki hepsi de mum gibi pürnurdur. Fakat sen nuru yanında bulunan mumdan al! Mumların evvelkileriyle sonrakileri arasında fark yoktur, hep birdir, aynı nurdur. Birbirinden farksız olunca, eline hangisi geçtiyse ona sıkı sarıl, tâ ki senin mumun da öyle nurlansın.

5905

Eğer bundan başka mum ararsan, bil ki körsün! Din nurundan uzaksın! Çocuk gibi bir işe yaramazsın, gülşenden nasibin, dikenden başkası değildir. Bundan dolayı, eğer bir veliyi candan tutarsan şüphesiz ki hepsini tutmuş olursun! Bunun gibi birini de bırakırsan (reddedersen) hepsini bırakmış sayılırsın! Ten nakşına bakma, cana bak! Adet, ten nakşının vasfıdır (ten sayıca çoktur), canın vasfı ehaddir.

5910

Hazineyi böyle mertlerden alabilirsin, bunları bir kere buldun mu, artık ondan ayrılma! Tâ ki onların lütuflarıyla bilgili ve görgülü olasın, tâ ki bu yol sana onların himmetleriyle açılsın. Tâ ki seni yolculukta menziline, menziline vardığında da vasl-ı merdana nail etsinler.

(SAYFA 228) Hakkıyla bil ki Hak onlardan görünür. Onlarda Hak’tan başkasını arama. Eğer kısmetsiz isen, onlardan kısmet alırsın, kuru ve yaş (varlık) tuzağından kurtulursun.

5915

Ey bizden haberdar olan fakir, ilimde, zihin açıklığında eşin benzerin yoktur, bizden mesnevi incileri istemiştin, biz senin için mana incileri deldik. Canların Kâbesi Hüda’nın sohbetidir, bu Kâbe de evliyanın kalbidir. Öyleyse candan sefer etmek lazımdır ki o Kâbe sana yüz göstersin (kısmet olsun).

5920

Bu sefer çok uzundur, ben kısaltır, seni menziline hicapsız (vasıtasız) erdiririm. Aşk hacılarının Kâbe’si bizzat Hüda’dır. Bu yolu açan kimse önderdir. Bu önderlik, canın ten girdabından ırmak gibi akıp kurtulmasıdır. Bu hayrı kim vasıta edinirse, onun hiç tarafına seyri kolay olur.

5925

Demek ki bunun sevabı ona ait olur. Bu sırrı canıgönülden iyi anla! Âlemde, ne yerde ne gökte böyle hayır kimseden ortaya çıkmadı. Mademki mükâfat hayır miktarıncadır, şu hâlde hayrı fazla olanın sevabı da fazla olur. Talip, verdiği bir ekmeğin sevabını alırsa, canını feda edenin sevabının nasıl olabileceğini sen düşün! Bir ekmek verene Cenabı Hak tarafından birçok hayırlar veriliyor.

5930

Fani ruhlara baki olsun diye can sofrasından gıda verenlere kıyas et ve iyi bak ki Hüda-yı Kerim, karşılık olarak neler bahşeder. Ten nerede, can nerede! Kıyas et! Can deryadır, ten gemidir. Bu bağış ile o bağış arasında derin fark vardır. Canın ecriyle tenin ecri böyledir. Bizim şiirimiz (mesnevi) can besler, bunu anlayan, varlığından tez kurtulur.

5935

Şüphesiz, seni göklere çıkarır, belki huzur-ı ilahiye götürür. Ekmek verenin (maddi iyilik yapanın) karşılığı cennettir, can bahşedeninki hayat içinde hayattır. Öyle hayat ki cennetliklerin ondan haberi olsa, candan âşık olurlar. İki yüz cennete malik olsalar hepsini feda ile, aşk ve âşıklık yoluna can atarlar. Cennetin güzelliği onlara cehennem görünür, balı, zehir olur.

5940

Hurilerin bakışları, gözlerine pek bayağı görünür, süt ve bal ırmakları acı ve sevimsiz gelir. Gönül çelen hoş kokulu çiçeklerin diken kadar kıymeti kalmaz, gurur verici şeyler, utanma vesilesi ve ar olur. Talipler bu yol üzere seyrederken feleklerde melekler gıpta ederler. Seyirlerindeki sarhoşluk ve ilerleyişe hayran olurlar. Derler: “Bu ne yol! Ve ne menzil! O toprakta ne kıymetli defineler gömülüymüş.” (SAYFA 229)

5945

Melekler isimlerin bilgisini (ilm-ü esmayı) ondan işitirler, öğrenirler, ona candan sevgili ve hizmetkâr olurlar. Her veli de Hazreti Âdem gibi birer merd-i Hüda’dır. Sakın Hakk’ı ondan ayrı zannetme!

Notlar

  1. En’âm suresi 6/151 (Ey Muhammed!) De ki: “Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça, Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin. İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız.”
  2. Cübbemin altında Allah’tan başkası yoktur.
Önceki makale
Makale 80
Sonraki makale
Makale 82
Menü