Makale 85

“Sana mihnet, acı ve sevimsiz görünen her şey, cennetin dikenli yoludur; tatlı, hoş ve güzel görünen şeyler de cehenneme doğru giden yoldur.”

Bu makalede “Huffetu’l-cennetu bi’l-mekârih ve huffetu’n-nâru bi’ş-şehevâti” hadisi şerifi şerh olunacaktır. Meali: “Cennet yolu bela ve musibetlerle, cehennem yolu da hoşa giden şeylerle donanmıştır.” Cenabı Peygamber buyuruyorlar ki: “Sana mihnet, acı ve sevimsiz görünen her şey, cennetin dikenli yoludur; tatlı, hoş ve güzel görünen şeyler de cehenneme doğru giden yoldur. Şu hâlde zahmetli yolu tercih eden cennettedir. Rahat yolunu tercih eden de ebedi sıkıntıya maruz kalır.


Cennet yolu baştanbaşa dikenliktir. Cehennem yolu da bilakis gülzar ve gösterişli ağaçlarla bezenmiştir. Dikenli yolu tutarsan cenneti bulursun, gülşen tarafına gidersen, bil ki cehennemdesin!

6180

Hazreti Peygamber’den “Haffeti’l-cennetü bilmekkare…”yi işittin! Onu canıgönülden kabul et! Bil ki cehennem yolu, senin nefsanî şehvetlerindir, cismani ve hayvani lezzetlerindir. Ne mutlu o cana ki; onun sermayesi, rahatı bırakmak ve sıkıntı çekmekten ibarettir. Hakk’ın vaadini yerine getirerek, mutmain olarak, güveni Allah korkusunda arar. Zahmet, ona rahat etmekten iyi gelir, ebediliğin veresiye ticareti dünyanın peşin kârından iyi görünür.

6185

Zaten her işte rahat, mihnettedir. Hiçbir kimse zahmet çekmeden av avlayamamıştır. Hamallar yükü birbirinden kapar ki o yoldan bir kısmet elde ederek rahat etsin. Bu dünyanın gerek iyi, gerek kötü, bütün hâl ve vasfı böyledir. Aklın varsa muhakeme et! Âlemde sıkıntısız nimet yoktur. Darlıksız bir saha arama, bulamazsın. Eğer öyle zahmetsiz bir nimete konmak emelinde isen, çiğ yemek peşinde koşarsın.

6190

Amel zahmetine katlanmadan da cennet mülkünü elde edemezsin. Mabuduna ibadetsiz nasıl kavuşabilirsin? Bu tamahı kafandan çıkar ve böyle boş emelden kalbini temizle ki bu, hiç olmamıştır ve hiç de olmayacaktır. Gönlünü bu endişe ile meşgul etme! Eğer zahmet çekmeden devlete ermiş birini görürsen, ehemmiyet verme! Ekseriyete bak ki dediğim gibidir.

(SAYFA 238) Bu, binde bir, dünyada pek az tesadüf eden nadir durumlardandır. Atını galip tarafına sür!

6195

Nadir üzerine kimse hüküm vermemiştir. Sakın ha sakın ekseriyetten ayrılma! Tâ ki sonunda isteğine eresin. Gamın meserrete dönüşsün. Burada iyi yemeyenler, orada yer, burada mahsul almayanlar orada alır. Her kim tamahı terk ederek açlığa sabrederse sonunda (cennette) leziz ve nefis yemeklerle doyurulur. Ey akıllı, dünyanın şu birkaç günlük zahmetine katlan ki bereketli ve sonsuz nimete nail olasın!

6200

Onda bir ticaret, tacirlerce kâr sayılmaz. Bire on kazanmaya bak ki bu kâr herkese nasip olmaz. Eğer fevkâlâde bir kâr temin etmek istersen, nefsin hazzını verme ki öyle bir ticaret elde edesin. Dünyada Hak için yapılan züht ve takvanın ahiretteki mükâfatı ebedi mülktür. Herhangi bir alışverişte bire on kazanırsan, artık o ipe sıkı sarılır, elden bırakmazsın. O ip, emir ve nehy ipidir. Irmak gibi, emir bağı tarafına doğru ak!

6205

Sağlam ip, Kuran’dır ve Kuran’daki hükümlerdir. Her kim Hak rızası için ona sıkıca tutunursa, şüphe yok ki o ip delaletiyle Hakk’a kavuşur. Çünkü o ipin liflerini bizzat Hak Teâlâ bükmüştür. Taat, zikir, huşuyla eda olunan namaz sende bulunursa, bilhassa açlık. O açlık ki ibadetlerin anasıdır, mutluluk ve rahat kaynağıdır. Temiz can onunla huzur bulur, vücudun sıhhati onunla idame olunur.

6210

O açlık senin hem ruhuna, hem vücuduna menfaatlidir. Ey Hak adamı! Az yemeyi adet edin! Dünya ve ahiretin menfaatleri ondadır. Eğer kendini seversen, az ye! Evliyanın şiarı (meslekleri), tıbbın esası az yemektir. Hangi meslekte bulunursan bulun, hangi türden olursan ol, az yemeye alış! Çünkü çok yemek, hırstan ileri gelir. Hırs ise nefsin en kötü huylarındandır. Vaz geç!

6215

Düşman nefsin eline silah verme, tâ ki seni balık gibi ağa düşürmesin. Onun başını gayret kılıcıyla kes ki Hüda seni kulları sırasına davet etsin. Onun istediklerini vermezsen sana itaat eder. Ondan sonra istekte bulunmaktan vazgeçer, emrine boyun büker. O, sana esir olur, sen de ona emir olursun! O zaman huzurunda, öl dersen, ölür. O, bir defa itaat altına girdi mi bütün dertlerin derman bulur.

6220

Ondan sonra, el gibi senin hesabına çalışır, ayak gibi aşağı yukarı senin hesabına koşar, seğirtir. Cenabı Peygamber’in “Eslem şeytani”1 buyurmasının manası budur ki şeytan onun emri altına girmişti. Öyle değil mi ki hizmetkârın senin elin ve ayağındır. Her tarafa senin için koşar. Çarşıya senin için gider, ava çıksan tazı gibi ardında gider, avı senin için tutar. Senin, kendin için yapmak istediğin şeylerin hepsini, senin yerine, senin için o yapar.

6225

Başka türlü hareket edemez. Çünkü bir defa, senin emrin altına girmiştir.

(SAYFA 239) Bir de bunun aksini düşün. Eğer sen onun esiri isen, onun arzusu nerede ise oraya koşmaya mecbur olursun, o fena nefsin elinde alet, Rahman yanında şeytan gibi kovulmuş olursun. Sen de onun gibi manen şeytan demeksin. Çünkü onun peşinde koşup geziyorsun! O, sahte süsleriyle zenginlerin, fakirlerin yollarını kesmektedir.

6230

Mademki sen mağlupsun, o galiptir. Sen onun hükmündesin; o, öz sen, kabuksun. Ne mutlu ona ki hayrı galiptir, daima Hakk’ın rahmetine taliptir. Onunla tek başına vuruşur, daima çabada bulunur. Şarap gibi kanını içer, zelil ve itaatkâr eder, evini barkını harap eyler. Gece gündüz onunla harp eder, kökünü gövdesini kazmaya uğraşır.

6235

Hüda’dan yalvararak yardım talep eder ki onu gebertsin de şerrinden emin olsun. Cenabı Hak buyurdu ki: “La havle vela kuvvete illa billâh”2 de ki bu mübarek kelime onu kahreder. Ben sana bu cenkte yardım ederim. O, Kaf Dağı da olsa çöp gibi kalır. Onu kahır hususunda ben sana yardımcı olursam kökünü kazarım. Mademki benim emrime tâbi olmakla onunla çarpışıyorsun, benim rızam için onun boynunu koparmak istiyorsun!

6240

Ben seni onun elinde güçsüz bırakır mıyım ki sen ona mağlup ola, ondan geri kalasın! Ben her ne kadar zaferi senin elinde açığa çıkarıyorsam da o hamleyi yapan benim. Nasıl ki bir baba küçük çocuğuna der ki: “Şu taşı iki elinle tut, kaldır!” Sonra çocuğa yardım eder. Ellerini çocuğun ellerinin altına sürerek taşı birlikte kaldırırlar. Çocuk, o kocaman taşı kendim kaldırdım diyerek sevinir ve kurulur.

6245

İşte bunun gibi, Cenabı Hak da: “Ey kulum, gayretinle düşman yerin dibine geçti, onu yapan ben olduğum hâlde seni ödüllendirmek için sendenmiş gibi gösteriyorum.” der ve onu takdir ederek mükâfatlandırır, derecesini yıldızlardan yüce eder. Durma, çalış! Benim elimden ne gelir, gayretimin ne kıymeti var deme, bir nefes de olsa ibadetten geri durma! Senin az gördüğün o ibadet, ruhunda neşe ve eğlence meydana getirir, terazini doldurur.

6250

Hak Teâlâ Hazretleri buyurur ki: “Benim indimde az şeyler hadsiz hesapsız, bin denecek derecede çoğalır. Ben az şeyleri -fen ve sanat gibi vasıtalara muhtaç olmadan- çoğaltmaya kadirim. Bil ki yoktan da var ederim. Varlıklara yüzlerce bağış benim lütfumdandır. Çok olsun, az olsun; fazla veya noksan bulunsun, emin ol ki ileride işine yarar. Ben her şeye kadirim, yardıma da ihtiyacım yok. İmanı sadık olanlar bunu kesin olarak bilir.

6255

Bilki bu kudret benim deryamdan bir katredir. Her an benden böyle yüzlerce kudret meydana gelir.”

Ey Veled, (Sultan Veled) mademki kudretin sonu yoktur. Hüda’dan daima yardım iste! Sakın, muradım oldu diyerek istemekten geri durma! Kıyamete kadar iste!

(SAYFA 240) Aşk bahsinin sonu yoktur. Bundan dolayı, himmet (gayret) atını bizzat aşk tarafına doğru sür! Aşktan, âşıkane bahset! Dua ve niyazlarında aşktan başka bir şey isteme!

6260

Aşk, şeyh-i kâmildir. Onu tut, sana ne verirse onu kabul et! Onun küfrünü İslam’dan iyi bil! Onun çevgeni önünde top gibi yuvarlan! Onun yolunda canınla oyna, baş çekme, ondan başka kimsenin adını anma! Muhakkak bil ki her şey aşktır, aşktan başka şey yoktur. Aşktan geçme! Onun mahallesinde kal! Onun mahallesinde kalırsan orada huriler, kasırlar, yüzlerce nur deryası görürsün.

6265

Onun deryasına bakarak cihanı bir katre, güneşe kıyasen gökleri bir zerre görürsün. Bu cihanda şaşkın şaşkın dolaşan insanları görerek hâllerine acıırsın. Az şeyin onlara çok görünüşüne, dikenliği gülşen sanışlarına hayret edersin. O gafil halkın gözlerine dünyanın değersiz bir zevki hazine görünüyor. Onu elde etmek için sıhhatlerini kaybediyorlar. Eşeklik ederek tavla zarını Kâbe sanıyorlar, aptallıklarından cezayı mükâfat sanıyorlar.

6270

Bu dünyada fare gibi yuva kurmuşlar, vahşiler gibi ne ilimden haberleri var, ne dinden. Şeytan sapkınlığından ibaret olan bu hâletle ömürlerini sona erdiriyorlar. Bir merd-i Hüda’nın nazarı onlara dokunursa o iksir ile bakırları altın olur. Onun küfrü şüphesiz İslam olur. Nasıl ki katreler denizde inci olur. Değil mi ki bir leş tuzlaya düşse bir müddet sonra tamamen tuza dönüşüyor. Bunda şüphe yok.

6275

O hâlde, bir müminin himmetiyle bir kâfirin ehl-i din olmasına neden inanmıyorsun? Aşk, bütün iksirlerin iksiridir; her kim âşıktır, o büyüktür, önderdir. Bütün eşyanın tazeliği, hayatı ondandır. O, çoban gibidir, halk da sürü. Her kimin talihi yâr olur da onunla sohbet ederse, dikenlerinde güller biter. Dikeni, gülü ne yapacaksın, onun lütfuyla parçalar bütün olur.

6280

Her kim bir veliye bir an yakın olursa, onun makamı göğün en yüksek tabakasının üstünde olur. O kimse -mesela- Firavun ise Musa olur, Deccal ise İsa olur, karınca ise Süleyman olur, katre ise umman olur. Şeytan kadar çirkin olsa, melekleri imrendirecek kadar güzelleşir ayağını yerden âsumana kor. Asuman da ne? Yerde gökte ondan başka kimse bulunmaz, âleme şevk ve zevk hep ondan dağılır.

6285

Onun nurunda halis şarabın neşesi ve özelliği vardır, nurundan herkes faydalanır. Yollarını onunla aydınlatırlar, cümlesi de onun harmanında tane toplarlar. Aşk insana daha bunun gibi yüzlerce meziyet bahşeder. Sineni ankaya üstün kılar. Aşk, her kime yâr ve yakın olursa, arşı âlâ ayağının altına yer olur. Ferş de arş da onun nurundan ışık alır, dikenler onun lütfuyla gülşen olur. (SAYFA 241)

6290

Fakat bu devlet, herkese nerede nasip olacak? Bu, cesetten kurtulanların kısmetidir.

Notlar

  1. Şeytanını teslim al. İslam yap.
  2. Allah’tan başka güç ve korkulacak yoktur.
Önceki makale
Makale 84
Sonraki makale
Makale 86
Menü