Makale 86

Küfür ile imanı, biri karanlıkla, diğeri nurla dolu iki testi farz et. Biri eğri yol, biri doğru. Biri hatanın ta kendisi, diğeri sırf sevap.

Bu makalede şu açıklanacaktır:

Ahirette talipler, zahitler ve müctehitler için “ve refea ba’dakum fevka ba’dın derecâtin”1 yüce sözünde buyurulduğu gibi, çeşitli ikram, mükâfat ve dereceler vardır. Dünyada olduğu gibi halkın kimi zengin, kimi daha zengin, kimi bey, kimi paşa, kimi vezir, kimi padişahtır. Fakat vasıl-ı ilallah olanların makamları o kadar yücedir ki taliplerden, zahit ve müctehitlerden hiçbiri o dereceye yükselemez. Belki böyle yüksek derecelerin varlığından bile haberdar değillerdir. Karıncayla Süleyman arasındaki fark gibi, taliplerle vasıllar arasındaki mesafe de nispet kabul etmez. 


Zahitlere aşkın (kendi değil) kokusu bile erişseydi, yanlarında züht ile fısk farksız olurdu. Yanlarında küfür ile iman da eşit olurdu.

Çünkü derya yanında bir testi suyun ne kıymeti kalır? Küfür ile imanı, biri karanlıkla, diğeri nurla dolu iki testi farz et. Biri eğri yol, biri doğru. Biri hatanın ta kendisi, diğeri sırf sevap.

6295

Ehl-i menzil (vasıllar) her ikisinden de kurtulmuş, o hesabı kapatmışlardır. Bu eğrilik doğruluk, henüz arayıp sorma âleminde bulunanlarca söz konusu olabilir. Yol üstünde giderek istenilen hedefe varmış ve bütün varını yoğunu oraya taşımış olanlar, eğriden, doğrudan geçmişlerdir. Çünkü esasa, hedefe, varıp merama ermişlerdir. Eğri yoldan sen kork ki henüz yoldasın! Basacağın yere dikkat et!

6300

İman yolunu (süluk) takip et, çünkü doğru yol odur. İman yolunu Hüda süslemiştir. Ey yolcu, canıgönülden gayret et ki o yoldan menziline çabuk erişesin! Bu doğru yolda şevkle, neşeyle yürü! Doğru yolda giden zarara uğramaz. Doğruluğu elden bırakmayan kurtuluş bulur. Şeref yolunu tutan şerefli olur. Ne mutlu o cana ki gayret eder, doğru yolda çala kamçı gider.

6305

Bu yol kesen dünyayı terk eyler! Emin olan ebediyet semtine yönelir. Korkusuz, zararsız kâr elde ederek mutluluk ve beka huzuruyla yaşar. Salikler bu vasıflara sahiplerdir. Çünkü onların seyri daima o yoldadır. Fakat Hakk’a vasıl ve Hakk’ın nurunu perdesiz taşıyanlar, taşıyan değil, belki taşınanlar, yıldızlar gibi kaybolmazlar.

6310

Hüda’yla beraber ebedi mülkte bakidirler, kendi kendilerine hem şarap, hem sakidirler. Onların hâlleri saf ve tortu düşüncelerinden yücedir. Sırları “kaf”, “ha” da bulunur. “Ta”, “ha” ve “kaf” “ha” harflerinde gizlenmiştir. Karın derisinde gizlenen misk gibi.

(SAYFA 242) Eğer burnun varsa o hâlden koku alır, o kelamdan sözlerine vakıf olursun! Onların maksutları züht ile takvanın üstündedir. Zahit o devleti nereden bulacak!

6315

Padişah mülkü eşekçiye (katırcıya) nerede kısmet olacak? O geride kalmış adama önderlik nerede! Taliplere, cennette hayır ve sevaplarına göre yüksek makamlar verilir. Her birinin mükâfatı derecesine göredir; biri diğerinden daha yüksektir. Kimi ziyade, kimi daha ziyade, hepsi de Hakk’ın lütfuyla doludur. Fakat vasılların hâli (makam ve mertebeleri) bunlarınkinden bambaşkadır. İki cihanın da ötesinde bir saltanattır.

6320

Oraya ne kamer sığar, ne felek. O tarafa uçan meleklerin kanatları yanar. Ruhu’l-Kuddüs (Cibril) dememiş miydi ki: “Ya Resulullah! Bundan sonrası sizin için vuslat ve buluşma sahasıdır. Ben size buraya kadar rehberlik edebilirim. Bundan ileriye bir adım daha atamam.” Cenabı Peygamber sordu ki: “Bundan ileriye niçin gidemezsiniz?” Dediler: “Bana müsade yok ki seninle beraber o vuslat ülkesine geleyim. Çünkü celâl-i nuru beni yakar.

6325

Bundan sonra Hakk’a vasıl olana kadar yolsuz ve kılavuzsuz gidersiniz. Ey âlemin kutbu! O mülk ve dokunulmazlık (harim) yalnızca sizindir. Padişah-ı zülcelâle sizden başka sohbet arkadaşı yoktur.” Öyle değil midir ki padişah, saraya, haremine giderken yanında hizmetçiden başka kimse bulunmaz. Fakat hizmetçi de ancak kapıya kadar gider. Şah içeri girer, hizmetçi de yerine döner. Hadim için o birliktelikten hisse yoktur. Padişah orada yalnız olarak kalır.

6330

Yahut askerin serdarına padişahın emrini tebliğ eden bir yaver “Sizi padişah istiyor” diyerek döner gider yahut onunla beraber sarayın kapısına kadar gelir, fakat içeri giremez. Ona der ki: “Buradan öteye siz yalnız gidersiniz, şahın huzuruyla şereflenin ve muradınıza erin! Oraya girebilmek şerefi ancak size özeldir, çünkü siz sultanın danışmanlarındansınız.

6335

Benim gibiler o şerefe nereden nail olacak, o makam yalnız sizindir.” Eğer meleğin yüz kanadı olsa, orayı geçer geçmez hepsi yanar. Çünkü ora kimseye yurt olamaz. Cenabı Ahmet’ten başkasının orada yeri yoktur. Bundan dolayı Hazreti Cibril özür dileyerek demişti ki: “Bundan öteye yalnız gideceksiniz ki ora, sizden başkasına layık değildir. Sizden başka kimseye o nimetten nasip yoktur. Çünkü manaya aşina, yalnız sensin!”

6340

Sen Âdem’den evvel sultan-ı enbiya idin, Hüda tarafından ezelden seçilmiş idin. Cihanlar var olmadan evvel, cihan senindi. Ezelden öncelik sahibi padişah idin, devirler yokken sahibkıran idin, sınırsız, desteksiz meleklerin padişahı. Tanrının ezeli ve ebedi nurusun. Sen, dünyada amel yüzünden zengin olmadın, bil ki ameller seninle övünüp şeref buldular ve kabul gördüler. (SAYFA 243)

6345

Eğer sen dünyada amelle meşgul oldunsa bu, ümmetine öğretmek içindi ki bu vasıtayla eğri ile doğru birbirinden ayrılsın. Büyük bir cemaate hitaben “Ben size öğretmen gönderildim.” buyurmamış mıydınız? Senin sözün de davranışın da hep bizim içindi. Gerçi yerdesin, fakat yerin göklerdedir. Senin sırrında kimsenin dahli yoktur, sırrına Hak’tan başkası vakıf değildir. Her ne kadar ahir geldinse de evvel sensin, müminleri ikilikten kurtarırsın!

6350

Senin bu hâllerinin ötesinde hâl yoktur, ilminin gül bahçesinden kimse koku almamıştır.

Notlar

  1. En’am suresi 6/165 O, sizi yeryüzünde halifeler (oraya hâkim kimseler) yapan, size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır. Şüphe yok ki O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Önceki makale
Makale 85
Sonraki makale
Makale 87
Menü