Makale 88

Hak isteklisi için ilk yapılacak iş, kalbini nurlandırmaktır. “Yekâdu zeytuhâ yudîu” mantık-ı şerifince müminin kalbi zeyt gibidir.

Bu makalede şu açıklanacaktır:

Hak isteklisi için ilk yapılacak iş, kalbini nurlandırmaktır. “Yekâdu zeytuhâ yudîu”1 mantık-ı şerifince müminin kalbi zeyt gibidir.

Zeyt (zeytin ağacı-yağı), bulanıklık ve diğer cisimlerden arındırılınca parlamaya başlar. Öyle ki talip onu ateş yalımı zanneder, artık kalp, saflık bulunca onda gayb âleminin suretleri ve daha birçok ilginç görüntüler kendisini gösterir. Bundan dolayı vaktinin çoğu gözleri kapalı, baş dizinin üstünde düşünmekle geçer. Gözlerini açıp da halkı gördüğü zaman o şöhretliler, gözünün önünden (hayallerinden) silinir. Fakat gelişerek yüksek makamlara erişince gönül kandilinin yağı (zeyt) Hakk’ın nuruna kavuşur. Ondan sonra sır gözüyle gördüklerini kendi gözleriyle seyretmeye başlar, kalbinin nuru güneş gibi yeri göğü kaplar ve bütün ilginçlikleri baş gözüyle seyreder.


Tarikatta ilk lazım olan şey kalbin saflaştırılmasıdır. Vücut içindeki kalp, toz unsurlarından temizlenmelidir. Bedendeki ruh suyu berrak olursa o, Hak’tan başka birşeye meyletmez. Sufiler gibi, içinde gayb eserlerini seyretmek üzere başını yakasına çeker. Gönül deryasında balıklar gibi baş gösterip içinde maddiyattan (anasırdan) arınmış suretler seyreder.

6450

İçinde bu nur arttıkça kendinden geçer, kendini Hakk’ın nuruna feda eder. Ondan sonra içindeki nur, dışına vurur, yanında iç ile dış farkı kalmaz.

(SAYFA 247) O, gönül nurunu dışarıda açıkça görür, semadaki ayı gördüğü gibi. O nur bakışında dolunay gibi parlar durur, ruhlar semasında dolaşır. O nurun ışığıyla yer ve gök dolar, güzelliğiyle âleme zevk bahşeder.

6455

Temiz ruhlara zevk ondan dağılır, taliplerin işi ondan canlanır. O, devrinde âlemin kutbudur. Onun cefası da sefa ve rahattır. Ayağının altına başını korsan, ondan sır alırsın. Yaş, kuru sınırından geçersin. Ondan, sayısız mükâfatlara erişirsin feleğin çarkı senin hükmüne boyun eğer. Yokluğu olmayan ebediliğe ulaşırsın, ruhun sefa bulur, terakki eder.

6460

Bir cihandaki -bu cihan onunla ayakta kalır- ebediyet mülkünün devam ve bekası da ondandır. Sana orada her dem başka bir mülk verilir ki o armağanlar kesinlikle hesaba sığmaz. Çünkü onun merhamet deryasının kenarı yoktur. Ey talip, benim öğüdümü candan kabul et. Doğruların eşiğine başını koy! Merd-i Hüda’nın ayağı tozunu gözüne sürme gibi çek ki güzelleşesin!

6465

Onun huzurunda yok ol ki var olasın, şarapsız, küpsüz, kadehsiz ondan sarhoş olasın. İmrenirim o cana ki onun makbulu olur, kendinden geçerek onun tarafına gider. Onun rızasından başka birşey talep etmez, değersiz ve tortulu olsa da aziz ve saf olur. Ondan hayat derenler asla ölmez, kederlerinden kurtularak temizlik elde eder. Ölümsüz, fenasız bekaya nail olur, her terk ettiğine karşılık yüz fayda elde eder.

6470

Bütün bu varlıkların yok olduğunu açıkça görür, yokluğu da var görür ve sınırsız var olduğunu anlar. O, her şeyi halkın gördüklerinden başka şekilde görür. O temiz ruh, kalaya altın demez. Halk yanında kıymetli olan şeyler, onlar yanında hakir ve leştir. Eğer bizim öğüdümüzü candan dinlersen, bize gönül verir, bizim gibi olursun! Dinin, bize olan irtibâtınla dem-be-dem artar, neşe ve keder kavgasından kurtulursun.

6475

Gam ve mutluluğu âlemin ötesinde yaşarsın, gönlünde Hak’tan başka bir şey bırakmazsın. Ne zıt, ne benzer, ne sınır, ne sayı, hiçbir şey kalmaz, sana vahdet deryası incilerini saçarak görünür. Hak erinden daha bunun gibi yüzlerce armağana erişirsin, her derdin ardı sıra devası da gelir. Merdanın vasıfları dil ile tarif olunamaz. Bu kadarla yetinerek bu bahsi kapatıyorum. Ben sana nazım ve nesirle evvelini, ahirini anlattım. Oku, vakıf ol!

Notlar

  1. Nur suresi 24/35 Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fânûs içinde. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak (kadar berrak)tır. Nur üstüne nur. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
Önceki makale
Makale 87
Sonraki makale
Makale 89
Menü