Makale 95

Zikri çoğalttığında birçok şahısları bir araya toplamış gibi olursun. Şüphesizdir ki cemaatin bulunduğu yerde rahmet ve sevap da ziyade olur.

Bu makale şunu açıklayacaktır:

İman ve İslam lafızları mudğa (embiryo) veya şekillenmiş cenin gibidir. Eğer ona (imana) sadâkat ve aşk yakın olursa canlanır, kutlanır. Nasıl ki cenin, annesinden ayrıldıktan sonra zevk ve eğlenceyi kendi cinsinden olan çocuktan alır ve beslenirse, iman da itaat, ibadet ve zikr-i Hüda’dan yardım alarak kuvvetlenir, kemal bulur. Hak Teâlâ Hazretleri bundan dolayı “âmenûzkûrullâhe zikren kesîrâ”1 buyurmuştur. Zira her zikir bir şahıs gibidir. Zikri çoğalttığında birçok şahısları bir araya toplamış gibi olursun. Şüphesizdir ki cemaatin bulunduğu yerde rahmet ve sevap da ziyade olur. “el-cemaatu rahmetun”ün2 hakiki manası budur. Her ne kadar ehl-i zahir mescit cemaatini ve halk kalabalığını kastederlerse de. O cemaat bunun mecazıdır. Kalabalıkta (SAYFA 266) rahmetin bulunmasının sebebi, cemaatin çok olması durumunda zikrin de çok olması ve çok rahmetin meydana gelmesidir. Bundan dolayı, asıl cemaat zikir çokluğudur.


6955

Demek ki canının içindeki imanın zikrullah ile durmaksızın artar, kuvvetlenir. Dilin kabulu imanın lafzıdır. İmanın canı tasdikidir. Eğer bir kimsenin imanı dürüst olmazsa, nur-ı ilahi onun canı olabilir mi? Cihanda yetmiş iki millet vardır. Her biri diğerinin imanından (itikadından) uzaktır. Bunların bir tanesi doğru, diğerleri eğridir. Hakk’ın nuru eğri itikada hiç gider mi?

6960

Bu yetmiş iki milletten her biri Hüda’ya kavuşmayı umarlarsa da, içlerinde kurtuluş ehli bir tanedir. Doğru fırka, o bir tek kurtulan fırkadır. Bu şahıslar Hak yanında makbuldur. Böyle olan kimse Hüda’yı zikrederse, onun zikri zikredilenden ayrı değildir. Onun zikri, fikri ilahi armağandır, onun canı Hakk’a karışmıştır. Canın nuru Hakk’ı anmakla artar. İki şekerparenin birleşmesi gibi.

6965

Şekerin miktarı arttıkça kıymeti de artar. İnsan hemcinsiyle yola daha iyi gider. Nur-ı Hakk’ın canına yakın olmasını istersen, bir nefes bile Allah’ı anmaktan geri durma! Her zikrinden bir nur ortaya çıkıp, o zikirler sayesinde Hüda’nın nurları sende parlayana kadar Allah’ı anmaktan geri durma! Candan “La ilahe illallah” dersen, her zikir sana yeni bir can bağışlar. Zikreden dil cenin gibidir. Onun canı, kalbin tasdikidir.

6970

Anne rahminde ceninin sureti geliştikçe can gelir, mudğa hâlinde kaldıkça canlanamaz. İmanın sözü (kelime-i şehadet), dinin esası olabilmek için suret bulmalıdır ki Cenabı Hak ona can vererek diriltsin, yoksa fani ve leş gibidir. Hüda’nın isimlerine bak! Her biri mahlûk gibi, Hüda’dan hayata mazhar olmuştur. İlahi isimler başlangıçtan kemaldedir (zihin ve zamana karışmamışlardır).

6975

Çünkü noksansız isimlerden (ism-i salim) birisi bir dimağa yerleşince diğer isimlerle birleşerek kuvvet elde eder. Her zikirden imanın artar, saf ve aydınlık işleyen olursun. Bu sebeple canının nuru da fazlalaşır, nedenlerden kurtularak nedensizliğe doğru gider. Öyleyse zikr-i Hüda’yı daima ve candan artır ki canın müebbeden zinde kalsın. Daima zikirle meşgul olan, Hak’tan pek çok armağan ve ikrama nail olur.

6980

Cenabı Hak bundan dolayı “ezkurullah zikren kesiran”3 buyurdu ki zikirler birbirinden kuvvet alsın. İçte zikir çoğalınca nurları harice akseder. Zikrin içte çoğalması, halk cemaatine benzer. Fakat halkın vasıflarından kurtulmuştur. Bu zikirler kendinde bulunan kimsenin fikri, şah ile askerleri gibidir: Fikir şahıstır, vücut da eşşeğidir. Onu her an şuraya buraya sevk eder durur. (SAYFA 267)

6985

Çünkü cisim fikirsiz yürüyemez. Ne mescit tarafına gidebilir ne de kiliseye. Cisimsiz fikir de, hayalden ibaret kalır. Mevcut olamaz. Cisim, fikrin elinde alet gibidir. Fikri, zikir ile meşgul olana ne mutlu! Cemaat ve birlikteliğin ortaya çıkması onun cismidir. Öz, onun zatıdır ondan başkası hep kabuktur. Herkesin fikri zikriyle ölçülür: Zikri ziyade olanın fikri (canı) zindedir.

6990

Çünkü onun fikri, zikrinin neticesidir. Dostun dergâhında ikisi birleşir. Öyle ki huriden huri doğmuş yahut nurundan nurani bir ağaç vücuda gelmiş gibi olur. Temizlik ve güzellikte ikisi de eşittir. Çünkü her ikisi de muhabbet ve vefanın timsalidir. Onun fikri, zikri gibi makbulu Hüda’dır. Böyle olan kimseden Hüda, bir an ayrı değildir. Şu hâlde o sayısızdır, halk birdir. Çünkü o, zandan, şüpheden kurtulmuştur.

6995

Ondan başkası zan ve tereddüt kuyusuna dalmışlardır. Sülukleri bir an şekten hâli değildir. “vahidun keelfin”4 sözü ancak onun hakkında sadıktır, çünkü onda iki cihan bir aradadır. Her şey yok olucudur, mevcut yalnız odur. Öylesine kim eşit olabilir? Şu hâlde sen ona ister bir şahıs de, ister bin, istersen sonsuz de! Hep doğrudur. Ondan başka gördüğün yüz binlerce halk, bir değildir. Onları hesaba katma!

7000

Çünkü o, cihan halkını bir gördü, bunlar göremediler. Bu hakikât onlardan gizlendi. Bundan dolayı, bunlar ona nispetle yoktur.

Çünkü hepsi kördür, gören yalnız odur. O, yüz binlere eşittir, sen onu bir görme! Dinin özü odur, diğerleri surettir. Onun aksine olarak bu gafil halk bir değiller. Birkaç gün hayvan gibi yaşarlar. Hayvan gibi, işin esasından bî-haberdirler, ne gizliden haberleri var ne de açıktan.

7005

Hepsi de zeminin rutubetinden vücuda gelmiş, din deryasından mahrum mahlûklardır. Toprağın altında yaşayan solucanlar gibi akıbetleri ölüp toprağa karışmaktır. Ama o kimse ki Nur-ı Hüda’dan canlıdır, onun canı fenasız bekaya erer. Nur-ı Hak gibi ebedi kalır. Bu yerler, gökler yok olduktan sonra da müebbet kalır. Sinesi zikirlerin hanesi olur, Cenabı Hak o sineyi kin ve husumetlerden temizler.

7010

Zikirler onun kalbinde cemaat, cismani görüntüsü ise cami gibidir. O yüzlerce toplanma ve topluluk bir ise de dış görünüşe bakanlar bunda tereddüt ederler. “El-cemaatu rahmetun”un5 manası budur, Hazreti Peygamberin maksudu da bundan başka değildir. Eğer biri çıkar da derse ki: Kasıt, peygambere tâbi halk topluluğudur ki birbirlerini aydınlatır ve yol gösterirler. Cevaben derim ki: Bu, manevi cemaattir. O, suretten oluşan cemaate bakma! (Kıymeti yok.)

7015

Halk cemaatinden de maksut budur: Kalabalık arttıkça zikir de artar. Her biri birçok zikirle dillerini süsler, bu suretle zikir çoğalarak manevi bir cemaat meydana gelir.

(SAYFA 268) Bu zikirlerin birleşmesi yüzünden Cenabı Hak tarafından hesapsız rahmet iner. Öyleyse, halkın çokluğundan maksat, zikirdir, yoksa zikr-i Hak’tan gafil cemaat değil. O cemiyetlerde zikir olmazsa o cemaate ilahi rahmet nereden erişecek?

7020

Hakikâtte ise topluluktan maksat, din eridir. Diğer toplanmalar onun mecazıdır. Meyle dolu bir kadeh gibi, zikirle dolu olan ancak odur. Canı ve cismi Allah’ın zikri ile birdir. Asıl onu bil ki daimi zikreden, Yezdan’ın şeker gibi lütuflarına şükredicidir. Her sözün bâtını var, zahiri var. Sen, bâtını al ki sözün özü odur.

7025

Cahil olanlar sözün zahirine bakar, âlimlerse bâtına bakar, sırrını alır. Ağacın yaprakları hayvanlara gıda olur. İnsanların gıdası meyvesidir. Karpuzun kabuğu öküze ve eşeğe verilir. Leziz ve nefis içini de insanlar yer. Sözlerin esrarı da bu tertip üzeredir. Balıklara göre derya olurlar, halka nispetle gemi. Bil ki ehl-i suret, suretten hayat alır, ehl-i mana, manadan.

7030

Nâriler, şüphesiz, sonunda nâra katılırlar. Çünkü parçaların kararlılığı bütünleriyledir. Nurilerin varacakları yer de nur olur. Onların keyfi de nurdan biter. (Nurdan husule gelir.) Her parça, kendi bütünü tarafına gider, her parça, kendi aslıyla birleşir. Bu, Hak deyince, Hak ona yüzünü gösterir. O, Hak dedikçe ondan uzaklaşır.

Notlar

  1. Ahzap suresi 33/41 Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin.
  2. Cemaat rahmettir.
  3. Ahzap suresi 33/41 Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin.
  4. Bin gibi tektir
  5. Cemaat rahmettir.
Önceki makale
Makale 94
Sonraki makale
Makale 96
Menü