Makale 99

“Sizin bu fani ve sahte mallarınızı ve nefislerinizi ben satın aldım. Mukabilinde size müebbet cennet verdim.”

Bu makalede “İnnallâheşterâ minel mu’minîne enfusehum ve emvâlehum bi enne lehumul cenneh”1 ayet-i kerimesi tefsir olunacaktır. Meal-i şerifi: Hak Teâlâ Hazretleri kemal-i kereminden ve nihayet merhametinden dolayı müminlerle alışveriş muamelesi yapıyor. Buyuruyor ki: “Sizin bu fani ve sahte mallarınızı ve nefislerinizi ben satın aldım. Mukabilinde size müebbet cennet verdim.”

Gene bu makalede “Allahumme lâ ahsâ senâen aleyke ente kemâ esneyte alâ nefsik” hadisi şerifi şerh olunacaktır. Meal-i şerifi: Ya Rabbi, ben seni olduğun gibi (hakikâtin vechiyle) nasıl vasfedebilirim ki senin güzel şükrünü senden başka yapacak yoktur.


Cenabı Hak buyurdu ki: Ben, sizin, bence hiç değeri olmayan nefislerinizle, mallarınızı satın aldım. Çünkü her ikisi de fani ve reddedilmiş ve yaratılmış olduğundan akıl yanında hiç kıymeti yoktur. İkisi de daimi yol kesicidirler, ikisi de sahiplerinin helakine gayret eder. İkisi de böyle kusurlu oldukları hâlde ben onları bile bile satın aldım.

7175

Bedel olarak da öyle bir cennet verdim ki nimetle, rahmetle doludur, katiyyen zahmet yoktur. Bu alışverişi yapan, Hak Teâlâ Hazretleri’dir ki maksadı sizden sıkıntı ve elemi uzaklaştırmaktır. Tâ ki bu dünyanın ölümünden, mihnetinden kurtularak burada hor ve hakir kalmayasınız.

Dünya ehli, reddedilenler, aşağılık ve perişan, hepsi de bu zindanda derde müpteladırlar. Bu sahte malı verirlerse, bedeline gerçek para (cennet) alırlar ki ilahi arzu da budur.

7180

Mademki sahte para yerine gerçek para geliyor, hiç durmadan malını, varını Hakk’a vermeye bak! Yoksa sonunda müminlerin bu alışveriş yüzünden pek çok şeyler kazandığını görerek: “Eyvah! Gaflet etmişim.” diyerek pişmanlıkla ellerini ısırır, hayıflanarak ağlar, zırlarsın! Dünya tacirleri hileyle senden bir şey koparabilmek için, kendi menfaatleri için çağırırlar. Fakat Cenabı Hak bu alışverişi sana ihsan ve ikramda bulunabilmek için, sırf sana aldanmak için yapıyor.

7185

Seni cehennemden kurtarmak, sana zahmetsizce sonsuz mülk vermek için seni davet ediyor. O ihsanı bol padişahın lütuf ve merhametine bak ki fena ağaçları söküp yerine iyilerini dikiyor. Tâ ki ağaçların tatlı meyve versin, fena dallardan kurtularak baştanbaşa göğe baş versinler diye. Hak Teâlâ’nın bu lütuf ve keremini saymaya ve açıklamaya imkân yoktur. Bu ilahi armağanın şerhi açıklamaya sığmaz, şârihin yüz dili olsa bunu yapmaktan gene aciz kalır.

7190

Git, bunu dilden bekleme ki onun yapacağı iş değildir, çünkü sözle ifade olunamaz. Dedikodudan geç, sessizce otur, aklı, fikri bırak! O, kendi vasfını bizzat şerh etsin, tâ ki derya testisiz olarak (bilavasıta) görünsün. O, kendi şükrünü kendi eder. Başkalarının şükrü denize nispetle ırmak gibi kalır.

(SAYFA 275) Öyle değil midir ki ırmak, deryadan ancak kendi kadar bir şey gösterebilir, örnek, ne de olsa sınırlıdır.

7195

Fakat o açıklama ve detaylandırma ki derya bizzat kendi yapar, o şerh gönüllerde şüphe bırakmaz, kökünü kazır. Dalgasıyla her şeyi leş eder, sonra da illa nuruyla diriltir. Korkudan, mihnet ve belalardan emin olsunlar diye halkı muhabbet ateşiyle eritir. Çünkü korkuda olanların sığınağı O’dur. Her korkmuş, ümmetini onun yanında bulur. Hakk’ın civarında ebedi kalır, daima o nimetlerden nasip alır.

7200

Bir bahara erer ki sonunda kışı yok, o şarabın, o neşenin baş ağırısı da yok. Orada sonsuz bir cihan görür ki dünya gibi fani değil, bilakis sınırsız ve ebedidir. Varlık açısından ne öncesi var ne sonrası. Evvel ne hâlde ise, daima o hâlde bulunur “la yetegayyer”dir.2 Zaman itibariyle de başlangıcı ve sonu yoktur. Gene zatını kimse akılla anlayamaz, bilgiyi canından aşkla ananlar başka.

7205

Aşkla varlığından soyunduğu zaman, Hak aşkı ona rehberlik eder. Aşk ateşiyle yanıp mahvolduktan sonra onda nur-ı Hak belirmeye başlar. Ondan sonra Hak Teâlâ sözü ondan söyler, ledün ilmi ondan ortaya çıkar. O, arada bir vasıta, bir alet gibi kalır, vücudunda Hak hâkim olur, vücudu onun tercümanı olur. Tercüman, gerek iyi, gerek kötü, her ne söylerse, akıllı olan onu şahın sözü bilir.

7210

O, ancak şah böyle buyurmuştur der. Şahın sözüne bir harf ilave edemez. Tercüman, alet gibi iradesizdir. Sözü, davranışı Hüda’dandır. Sakın onu döğme ki şahı döğmüş olursun, eğer neyzen isen, onda şahtan başkasını görme. Eğer Hakk’a Mustafa’sız (peygamberi tasdiksiz) ibadet edersen, ibadetlerin heba olur. Çünkü Hak, ben ondayım diyor. Bu sırrı neden anlamıyorsun?

7215

Ona secde ettiğinde Hak olur, çünkü Hakk’ın ona nispeti, canın tene nispeti gibidir. Can, bir nefes tenden ayrılmaz, her ikisini bir bil, düşünmeden vazgeç!

Notlar

  1. Tevbe suresi 9/111 Şüphesiz Allah, müminlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah, bunu Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. Kimdir sözünü Allah’tan daha iyi yerine getiren? O hâlde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte asıl bu büyük başarıdır.
  2. Değişmez
Önceki makale
Makale 98
Sonraki makale
Makale 100
Menü